Evren ve Ben

Evrenle sözleştik dün. Ona söz verdim. O benim yolumu açtıkça ben onun bana açtığı yolda güvenle ve inançla ilerleyeceğim. Oda bana söz verdi birlikte akmak, beni desteklemek konusunda. Uzlaştık. İyi bir anlaşmaydı doğrusu. Ben onun isteklerini yerine getirdikçe o benim isteklerimi yerine getirecek. Her koşulda benim çıkarlarım ön planda. Benim için çalışıp çabalıyor. Evrenin olanakları ve vericiliği sonsuz. Ama onunla birlikte akman koşuluyla. Akıntıya ayak uydurman gerek. Akıntıdan korkup geri çekilirsen evrende geri çekiyor kendini. Sonrasında ilerleyemiyor, yol alamıyorsun. Evrenin senin ona güvendiğini bilmesi gerek. Kendi başına, senden izinsiz senin için bir şey yapmaya yetkili değil. Onu senin ataman, senin yönlendirmen gerek. Usulca söylemen gerek birlikte akmak istediğini, ona güvendiğini ona.

Ben söyledim ve artık o benim emrimde. Evren benim emrimde, düşünebiliyor musunuz? Ne muhteşem bir şey. ‘Dile benden ne dilersen’ demedi elbet. Ama birlikte akmaya söz verdi. Bu benim için yeterli. Onun bana açtığı yolda emin adımlarla ilerleyeceğim. Sağa sola, ufak tefeğe takılmayacak gözüm. Hep önüme bakacağım ve bir sonraki aşamaya. Attığım her adım bir öncekinin devamı olacak. Ve bir öncekinin sonucu. Bu dünyada olup bu dünyanın ötesinde olmak. Hayatın hem içinde hem de dışında olmak, dışardan bakabilmek. Bir adım ileriden gitmek. Hayatına hakim olmak. Dizginlerin senin elinde olduğunu bilmek. Hayatını istediğin gibi yönlendirebilmek, evrenin yardımıyla. Muhteşem olan bu.

Bir yıl, tam bir yılda inanılmaz bir yol aldım. Zor geçen günlerim geçen yıl tam bu gün başlamıştı. Yılbaşının ertesi günü. Yani yılın ilk günü. Bunu şimdi fark ettim. Alt bilincim bunun farkındaydı tabi ki. Bu gün bir kutlama günü gibi. Yeniden doğuş kutlaması. Bunun için bu kadar doluyum demek ki. Beni bu denli yazmaya iten bu doluluk, bu zafer sarhoşluğu. Bu bir kırılma noktası. Hayatta hiçbir şey tesadüf değil. Evrenle yılbaşı gecesi, ayın tutulduğu gün anlaşmış olmamızın tesadüf olmadığı gibi. Geçen bir yılımın ve yıllarımın semeresini aldığım gün bu gün.

Yazdıklarım bir süredir neredeyse bitmiş durumda. Ama ben onun altına adımı koymak konusunda tereddütteydim. Hep buna takılıyordu aklım. Ne derim, ne derler, anlarlar mı meselesi. Kendimi bu denli gözler önüne sermek zor geliyordu. Orada takılı kaldı yazdıklarım. Bu konudaki girişimlerim bana geri dönmedi. Onca emek verdim, yazdım, yaşadım ve deyim yerindeyse elimde patladı. Dün akşam, yılbaşı gecesi, sıkıldım ve Deepak Chopra’nın Sırlar Kitabı’nı elime aldım. Tesadüfen açtığım sayfa ‘tüm evren sizin aracılığınızla düşünür’ bölümündeydi. Bu bölümü baştan sona okuduğumda tıkanıklığın cevabını aldım. Kitabı tam anlamıyla anlayabildiğimi iddia edemem ama bana gerekli olduğu kadarını algılayabildim.

Yayınlanmasını istiyordum ama adımı altına koymaktan, ‘bu benim yazdıklarım, bunu ben yazdım ve yaşadım’ demekten çekiniyordum. Farkında olmadan birlikte akışı durdurmuştum. Sahip çıkan olmadığında, altında gerçek bir isim olmadığında kimliksiz kalacaktı yazdıklarım. Hayata ve hayatın akışına güvenmem gerekliydi akışın devam edebilmesi için. ‘Senin arkasında duramadığın şeyin ben de arkasında duramam. Bunu sen yanımda olmadan başaramam. Arkasında duramayacaksan neden yazdın?’ der gibiydi, evren. Haklıydı. Sahip çıkmalıydım yazdıklarıma ve hayatıma. Bilinmeli, yaşamlara yaşam vermeli, elden ele geçmeliydi yazdıklarım. Var oluş nedenini tamamlamalıydı. ‘Boşuna çekilmedi bunca acılar.’

Söz verdim evrene o yolumu açarsa onun yolunu tıkamamaya. Onunla birlikte akmaya. Korkusuzca yazdıklarımın üstüne adımı yazmaya. Yazdıklarımın ve yaşadıklarımın arkasında olmaya. ‘Gerektiğinde bunları ben yaşadım ve ben yazdım’ diyebilmeye. ‘Bende bunları yaşayabilecek, yazabilecek ve arkasında durabilecek yürek var’ demeye. Yaşamda hepimizin bir görevi var. Yaşadıklarımızı yaşamış olmamızın bir nedeni var. Benim şu anki görevim yaşadıklarımı paylaşmam. Bu görevin yerine gelmesi gerek, ne olursa olsun. Yaşamımın bir sonraki aşamasına geçebilmem için bu şart. Bu durumda az kaldı yazdıklarımın size kavuşmasına.

Yorum yapın