Görmemişler
Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın. Bayılıyorum bu özlü sözlerimize. Ne güzel bir çırpıda anlatıyor anlatılmak isteneni. Anlayana tabi.
Ki önünde sonunda kaplayacağımız alan boyumuz ve enimiz kadar olacakken!
Eskiden bir salon salamanje vardı, çok havalı olurdu söylenişi de, anlamı da. Nohut oda, bakla sofaya benzemezdi salon salamanjenin söylenişi. Şimdilerde 3+1’lerden 5+1’lere, villalara doğru bir yöneliş var. Fin hamamlı, saunalı, havuzlu, 3,5 katlı daha daha bilmem ne’li, bilmem ne’li villalar, konaklar. Doğru, hayat daha iyiye, daha güzele doğru gelişir, olması gerekende bu. Ama bazen abartıyı son haddine kadar taşıdığımızda doğru.
Hırsın ve isteklerin bir sonu yok. Hırsa ve isteklere dur diyebilecek bir frenleme sistemine sahip olmalıyız kendi iyiliğimiz ve evrenin iyiliği için. Bir kişinin bu denli israfını kaldırabilecek kadar zengin değil dünyamız. O koca villaya bakacak kaç kişi lazım. Yazık değil mi onca emeğe, iş gücüne? Bir kişi yaşayacak diye 5 kişi, 10 kişi çalışacak! Ne gerek var?
Desinler ki villası var, villasında şu kadar elbisesi, ayakkabısı var? Üstünlük kurmak. Gardını al dünya, karşında ben varım. Bu mudur bütün hayat anlayışınız, mutlu olmayı anlayış biçiminiz. Buysa yazık, size, size emek verene, sizin emek verdiklerinize! Ne uzarsınız ne de kısalırsınız.
Fazladan sahip olduğun her nesne sana iş olarak geri dönüyor. Bulaşık makinesi bile alsan ’ki ne kadar işi azaltır’ onu bile bir süre sonra temizlemen gerek. Etrafın ne kadar dolu ise bil ki kafanda o kadar dolu olacak. O eşyanın tanzimi, bakımı, sen bakmıyorsan ona bakanın denetimi. Ona bakanın maaşını verebilmek için daha çok çalışmanda gerek. Sahip oldukların bir süre sonra seni ele geçirip sana sahip oluyor. En güzeli olabildiğince sade hayat. Etrafın ne kadar boş ise o kadar özgürsün.
Görmemişlik, sonradan görmelik aldı başını yürüdü. Görmemiş görmüş, devrilmiş ölmüş, oldu tam manasıyla. Yine eskiden, görmüş geçirmişlik diye bir meziyet vardı. Şimdilerde duyan, gören, bilen var mı? Ben pek duyamıyorum da!
Bir avuç azınlık paradan boğuluyor, erken ölmemek için az yiyor, yedikleri boğazına diziliyor, ecel korkusuyla yiyor. 3 zeytin, bir tatlı kaşığı bal, bir kibrit kutusu beyaz peynir. Varyemez amcalar. Bir dolu insan parasız olduğu için yiyemiyor. Reva mı bu? Yiyemeyenin hakkını Allah’ta yedirtmiyor. Yüz kişinin, bin kişinin, on bin kişinin yiyebileceğini bir öğünde yiyemeyiz. Sınırlarımız belli. Yemekler öbür tarafa da gitmiyor. Zaten çok yiyende erken gidiyor.
Öbür tarafa yemek geçişi yok, para geçişi yok, ev, araba, mal mülk geçişi yok. Bu tarafta BMW’ ye binmiş olman o tarafta bir işine yaramıyor. Gemiciğimiz olmadan da yaşarız. Kıbrıs’a gitmesem de olur. Ya da Amerika’ya. Bir kutu kreme, bir şişe parfüme bir ailenin 1 ay geçineceği para verilmemeli. Veriyorsam, bundan utanmalıyım. 5 bileziğimde olabilir, 5 bin bileziğimde. 5 bin bileziği takacak zamanım olacak mı? Sorun burada. Ayrıca 5 bin bilezik taksam ne olacak. Bir alışverişte 150 çift ayakkabı, 300 gömlek alsam ne işime yarar? Görmemişlik değil de ne bu? Desinler ki bu kadar almış. Demeseler ne olur? Bir çift ayağım, bir bedenim var sadece. Neden bu kadar abartılı ve tatminsiz yaşıyoruz? Eşyanın esiri olmak niye? Başım göğe mi erecek?
Bunlar sadece göz boyama, aldatmaca. Atlamamız gereken bir mihenk taşı. Hepsi bir sınavdan ibaret. Nefsimizin sınavı. Bir sel olur, deprem olur, alır götürür hepsini. Yaşamadık mı bunları? Bu hırsımız niye? Nereye koşuyoruz? Cehennem ateşine odun da lazım. Zengin bey amcalar öbür tarafta da afiyettedirler inşallah. Bir elleri yağda, diğer elleri balda mı? Yoksa orada da doktorlarının önerisiyle perhiz mi yapıyorlar? Bu dünyadaki saltanatları orada da sürüyor mudur acaba? Paraları, doktorları, yedikleri, yiyemedikleri onları ölümden kurtarabildi mi?
150 çift ayakkabı alarak neyi kanıtlamaya çalışıyor satın alan? ‘İstesem 750’yi de alırımı mı’? 40 ayağı bile geçip, 300 ayak olduğumuzu mu? Bir çift ayağa gereken olsun olsun 10 çift, 20 çift, atıyorum, 30 çift ayakkabı. 150 neyin nesi? Var olanlarda cabası. Görmemişliğin daniskası! Millet iki çiftini bulamazken dalga mı geçiyorsun? Ayıp, ayıp. Göz var, izan var. Yapıyorsun bir aymazlık bari gizli yap. İnsan içine çıkacak yüzün olsun. Görgüsüzlük diz boyu. 150 ayakkabı aldın, bu seni mutlu edebildi mi bari? Mutlu olamadıysan yarın 150 tane daha al, bakalım mutlu olabilecek misin? 1500 tane alsan yine faydası yok.
Sahip olduğun para seni mutlu etmeye bile yetmiyorsa ne işe yarar? Sen parayı değil de para seni avucunun içine aldıysa, sahip olduğun paranın sen esiri olduysan, bu kadar mutsuzsan sana tavsiyem vazgeç o paradan. Git ve yeni bir hayat kur kendine. Paranın esiri olmadığın bir hayat. O para sana hayır getirmiyor. Bir şekilde bir yerinden çıkar. Biz Allah’ın kulu da parası olmayanlar vekilinin mi kulu. O hepimizin Allah’ı. Allah’ın can verdiğinin canını almaya sebep olmak kimin haddine düşmüş?
Çocuklarımıza nasıl bir dünya bıraktığımızın farkında mıyız? Davranış biçimlerimizle onlara neler öğrettiğimizin! Size aldığımızdan daha iyi bir dünya bırakacak mışız gibi geliyor mu?