Mutlu olmak ya da mutlu olmamak!

Aklıma gelen başıma geldi, arayan belasını da buluyor, Mevla’sını da, hayır söyle, hayra yor, hayırdır, iti an kapında bitsin, ben dememiş miydim, dediğim gibi oldu, şom ağızlı, iyi diyelim iyi olsun. Çoğaltılabilir bu örnekler.

Haidi gibi her şeyden mutlu olmak, mutluluk saçmak, Peter gibi her şeye boş vermek yada Clara gibi her şeyden mutsuz olmak, mutsuzluk vermek. Tommiks gibi silahlara bürünmek, Mandrake gibi sihirbaz olmak, Pollyanna gibi mutluluk oyunu oynamak. Red Kit olmak, daltonlardan biri olmak.  Hepsi sizin elinizde. Seçim size ait. Hayatınızı planlayan siz, sahneye koyan siz, oyuncusu da siz. Oyun sizin ne istediğinize göre oynanıyor. Hangisini seçmiş durumdasınız kendiniz için? Haidi mi, Peter mi, Clara mı? Bir sürü bahanelerinizi duyar gibiyim. Şartlar, içinde bulunduğunuz zor koşullar, vs. Sizin içinde bulunduğunuz şartlarda bir başka insan sizden çok daha mutlu olabilir. Sizce bunun nedeni ne?

Birde mutlu olmanız için sayabileceklerinizi düşünün. Paylaştığınız sevgiler, sizi sevenler, sizin sevdikleriniz, mutluluğu paylaştığınız anlar. Besleyin sevgilerinizi. Odun atın o ateşe devamlı, sönmesin, sönmesine fırsat vermeyin. Aynı kişiyle mutluluğu da paylaşabilirsiniz, mutsuzluğu da. Kardeşinizle, annenizle, uzaktan bir akrabanızla ya da herhangi biriyle. Geçmişte anlaşmazlığı, mutsuzluğu seçtiğiniz biriyle mutluluğu paylaşmayı deneyimleyin. Her şeyin ne kadar farklı olabileceğine siz bile inanamayacaksınız. Sevgi ateşinin eritemeyeceği hiçbir şey yok.

Neden hep son ve kötü anda takılı kalıyor aklımız? Biraz daha geri gidin, affedilmez olanı değil, öncesini, daha güzel olan paylaşımlarınızı da hatırlayın. Ve affetmeyi seçin. Kendiniz için. İçinizi çerden, çöpten, pislikten temizleyin. Hayatınıza kaldığınız yerden devam edin, dilerseniz o insanı hayatınıza alın, dilerseniz almayın. Ya da dilediğiniz ölçüde alın.

Mutlu olmak istemeyeni kimse mutlu edemez. Önce kafada çözmek gerek. Beyin fakiri olan altına batsa yine fakirdir, üstünden pislik diye silkeler üstündeki altını. Kafada bitiyor her şey, algıda. Kafaya yerleştiyse bir kez mutsuzluk, dünyasını değiştirsen değişmiyor kalıp. Kodlamayı değiştirmek gerek. Peşi sıra gelebilir mutluluk. Yoksa boşa kürek çekmek, boşa cefa yaşananlar!  

Senin için zor ise zordur hayat, başka türlü gelişim gösteremez. En rahat konuma geçsen yine değişmez. Zordur hayat. Cennete götürsen nafile, içinde taşıyor cehennemi. Plak takılmış bir kere, dönüp duruyor aynı yerde, cızır, cızır. Zoru seçeni seçtiyseniz kendinize hayat arkadaşı olarak, sizin içinde zordur hayat. Döner dolaşır aynı yere gelirsiniz, cızır, cızır.

Başaramıyorsanız, hayatınızı bölümlere ayırın. Sevgi odacıkları yaratın kendinize. Ve o odacıklara mutsuzluklarınızı sokmayın. Kendinizle mutlu olmaktan başlayın mutluluk oyununa. Kendinize yeni alanlar açın. Yürüyün, doğada sık sık. Pilates yapın, vücudunuzu ve ruhunuzu aydınlatın. Kapatın televizyonlarınızı, onun bunun filmlerine, dizilerine ağlayıp dövünmektense kendi eğlence kanallarınızı işletime açın. Eğlenin. Hayatı yaşayın. Dışarı açılın. Çocuklarınızla veya etrafınızdaki çocuklarla birlikte eğlenmeyi deneyin. Çocuklar öylesine açık ki bu eğlenceye, bir süre sonra onlara eğlence konusunda önderlik ettiğinizi göreceksiniz. Sevdiğiniz arkadaşlarla devam edin farklı, farklı veya birlikte odacıklar oluşturmaya. Bakın, bir sürü sevgi odacığınız oldu. Birleştiğinde ise kocaman bir oda. Mutsuzluk odanız ufacık kaldı mutluluk odanızın yanında.

Hala başarılı olamadığınızı mı düşünüyorsunuz? Çok etkili bir formülüm var. Acilen aşık olun. Baştan yaratılmanız %100 garanti. Platonik, karşılıklı, karşılıksız, kronik, nasıl olursa olsun ama aşk olsun hayatınızda. Daha ne bekliyorsunuz? Birkaç seçenek oluşturun kafanızda, bırakın kalbiniz hangi yöne gideceğini kendi belirlesin. Kılavuzunuz kalbiniz olsun. Gerisi gelecektir, öyle ya da böyle.

Yorum yapın