Aşk ve Türk Müziği
Türk müziğinin tadını, kokusunu bilen bilir. Türk müziğini hissedebilmenin bambaşka bir dünya olduğunu. 70′li yıllardan sonra doğanlar, televizyon çocukları, pek bilmezler Türk müziğini. Ben bir radyo çocuğuyum. Radyodan yükselen nağmelerle büyüdüm, 66 yılının şanslı çocuğu olarak. Demem bilmeyenlere, yer açın gönlünüzde Türk müziğine ve görün kendinizdeki o güzel değişimi.
Çocukluk günlerimden, radyoların kapalı durmadığı zamanlardan kulağımda kalan, aşkımın her evresinde o evreyi anlatan hislerle dilime dolanan, içimden kopup gelen bu duygu yüklü şarkıların ve benzer şarkıların yaratıcılarının, ‘Hayatta değillerse Allah’tan rahmet diliyorum.’ gönüllerine ve yüreklerine sağlık. Kim bilir ne sevdalar yaşadınız bu şarkıları var ederken. İyi ki bunları hissetmişsiniz ve iyi ki varmışsınız. Sağ olun. Artık yok demek ki böyle aşklar! Böyle güzel şarkılar üretilemediğine göre. Yazık!..Çok yazık!… Neyse ki bıraktığınız şarkılar var.
Şarkıların zaman dizimi çok kolay anlatır, anlayana neler hissettiğimi, zaman içindeki duygu değişimini. Hangi duygularla, hangi şarkıların söylendiğini. Karşılıksız aşkla şarkıların mutluluktan kısa sürede ümitsizliğe, mutsuzluğa, hasrete dönüşümünü, uzun süre öyle kalışını ve sonra tekrardan titreşmeye, kımıldamaya, canlanmaya başlayışı ve tekrar susuşu. Yürek ister, aşk ister, aşkı yaşamak ister bu şarkıları birebir hissederek diline dolamak, yüreğinden koparmak!
Sevmesem, sevgiyi yaşamasam, bu şarkılar dökülebilir mi dilimden, kendiliğinden? İçimde hissettiklerimle eş zamanlı olarak geldiler, bana beni anlatmak, beni yaşatmak için peşi sıra. Bu kadar şarkı bildiğimin farkında bile değildim. Zamanında belleğimde yer etmiş, ortaya çıkmak için sanki bu günü beklemişler gibi. Ki yıllardır, çocukluğumdan beri dinlememiştim Türk müziğini.
Dilime dolananları, bana beni anlatan şarkıları sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.