Kalan Sağlar Bizimdir

Ülkemizde ne yazık ki en değersiz şey insan. Yarardan çok zarar getiren ehil olmayan eller ve sınırlı beyinler. Dudak üstü tüyleriniz için lazer epilasyona gidiyorsunuz, müdahale bile edemeden bir bakıyorsunuz burun içi kıllarınız yok edilmiş, ‘estetik’ nedenlerle. ‘Burnumun içini kim görecek, o kıllar aldığım nefesi temizlemeye yarıyor’ desen ne fayda, gitti burun içi kıllar, dudak üstü tüyler yerli yerinde.

Çocuğunuzun diş örüntüsünü düzelttirmeye gidiyorsunuz ortodontiste, üstüne bir ton para vererek, yıllarca, çıktığında üst ön iki dişinin ¼ oranında küçültüldüğünü görüyorsunuz, sözüm ona düzgün dizilim için, sorgusuz, sualsiz, şaşkınlıkla, ağzınız açık. O kadar iyi diş doktoru ki dişleri bile kesiyor! ‘O dişler o çocuğa kaç yıl daha lazım’ desem işe yarar mı, geri gelir mi o güzelim, sapasağlam, her baktığımda görmekten hoşnut olduğum iri dişler?

7 aylık hamile iken ‘Sancım var.’ dediğiniz kadın doğum doktoru, dalga geçercesine, ‘Ne sıklıkta geliyor.’ deyip evinize geri gönderebiliyor. Hayrete şayan.

Spor yapan 16 yaşındaki oğlunuzu güç testi için hastaneye gönderiyorsunuz sabah aç karnına, 3 saat bekletildikten sonra 4 tüp kan alınıyor ve çocuğunuz bayılıyor. Sağlam girip defolu çıkıyorsunuz. Bir kişiden 4 tüp kan alınması zorunluluktan mı, keyfiyetten mi? Sorup cevap alabileceğiniz hiçbir merci yok. Kime ve neye göre belirleniyor bu oran? Bol keseden alınıp kullanıldığını sokuyor aklınıza şeytan. Alışkın değil oğlum hastane kapılarına. O’nu hiç bu kadar çökkün görmemiştim, oldukça dayanıklı bir çocuktur. ‘Çok kötü davranıyorlar. Hiç gitmemek lazım.’ dedi. 

Devlet hastanesinde yapılan tahlil sonuçlarını öğrenebilmek için gittiğimiz bir özel hastanenin iç hastalıkları doktoru 10 gün önce yapılan tahlillerin tekrarlanması gerektiği konusunda oldukça ısrarlıydı. Ben anlamamazlıktan geldikçe O, konuyu defalarca aynı noktaya getirdi. Yok bu sonuçlar sağlıklı değilmiş, kan alıdıktan sonra bekletildi ise kan yoğunlaşır, bu yüzden hemoglobin yüksek çıkarmış. Tekrarlanmalıymış. Baktı oralı değilim, ‘ Yine de biz bilirmişiz.’ Senin hastanende yapılınca bekletilmeyecek mi, tahlil yapılırken kanın başında mı bekleyeceksin? Geç bunları. Bana mı okutuyorsun bu martavalları? Senin çocuğun 10 gün arayla tahlil için kan vermiş olacak, belki yine bayılacak, O’nun mu umuru? Maksat, hastaneye para girsin. Döner sermaye döner dolaşır, O’nun cebine ulaşır nasıl olsa.

Kanım donuyor her hastaneye gidişimde. Devlet hastaneleri umursamazlık, keşmekeşlik içinde, özel hastaneler kanını emmenin peşinde. Allahım, sen düşürme Ya Rabbim! 

7 yaşındaki kızınız jimnastik için seçiliyor, iyi, güzel, daha ilk günden ağlatılacak kadar zorlanıyor ‘eğitmeni’ tarafından. Emek mi vermiş benimle birlikte kızım için. Alır giderim kızımı, canı cehenneme jimnastiğinizin. Saçınızı kestirmeye gidiyorsunuz kuaföre her biri bir şekilde saçınıza boya yapmayı önermekle kalmıyor, ısrar ediyor, zorluyor. Trafikte zaten her türlü tacize açıksınız, sırf kadın olduğunuz için. Ve tabi ki hep haksız. Sabah 8′ de okula gitmek için evden çıkıp bir pencerenin altından geçerken başınıza portakal büyüklüğünde bir kaya parçası atılabilir kafanıza pencereden. Kime neyin hesabını soracaksınız. Kim vurduya gitmeniz çok olası.

Annesinin kucağında balkondan aşağıda ki düğünü izleyen 3.5 yaşındaki Burçak, bir serserinin havaya sıktığı bir serseri kurşunla öleceğini bilebilir miydi? Hangi birini söylesem. Bedava yaşıyoruz pek denemez, şansına yaşıyoruz, şansına. Çocuğunu, kendini, her an, herkesten koruman, kollaman gerek. İşin kötüsü tehlikenin nereden ve nasıl geleceği belli değil. ‘Önce insan’ unutulmuş, her düzlemde. Sözde hepsi benim iyiliğim içinmiş gibi yutturulmaya çalışılıyor ama sonuç hiçte öyle değil. İyiliğiniz sizin olsun.

Ben çareyi hastaneye gitmemekte buldum. Hasta olmamayı seçtim ve hasta olmuyorum. Biliyorum ki hasta olursam ve hastaneye gidersem daha beter hasta olucam, o yüzden hasta olmuyorum. Elinizi veriyorsunuz kolunuzu alıyorlar. Sağlığınızı kazanmak için gidip sağlığınızdan oluyorsunuz. Kötü davranış biçimlerinden dolayı kişiliğinize aldığınız yaralarda cabası. Yediği ekmeği hak etmeyen öyle çok sağlık çalışanı var ki! Eksik olsun böyle hastane. Geçirdiğim 3 sezaryen ameliyatı hariç hiç ilaç içmedim ve hastaneye gitmedim ve inşallah Allah’ın izniyle böyle devam edeceğim.  Allah düşürmesin.

Çok kazık yedim şu kısacık ömrü hayatımda. Rainbow elektrik süpürgesi 2200$, karcher buharlı temizleyici 2500$, amway temizlik ve kozmetik ürünleri de bir o kadar, dedeman otelleri, devre mülk otel satışı, 1000$ vs, vs. Amma ve lakin bu kazıkların hiçbiri bana ameliyat olurken kandırılmak kadar dokunmadı. Onları satın alırken, ‘helali hoş olsun’ sadece param gitti ama ameliyat olurken ‘helali hoş olmasın’ her seferinde canımın yarısı gitti. İnsan olan insan durduk yere hayvana yapmaz o doktorların genç kadınlara yaptığını. İnsanlıkları mı körelmiş yoksa acıma duyguları mı? Gözlerini para hırsı bürümüş. Başka bir açıklaması yok.

Yorum yapın