Mart 25th, 2010

“Olan bir şey için üzülmeyin, o belki sizin için hayırlıdır.” Kuran-ı Kerim.

Hayat nereden nereye.  Kâh ordasın kâh burada. Benim hayatımda böyle bir yol işte. İnişli, çıkışlı, engebeli. Başka türlüsü tatmin etmezdi beni. Küçücük yaşımda seçtiğim gibi. Kendi seçimlerimi yaşadım bir, bir. Acısıyla, tatlısıyla. Hayatla cenge girmeli, kazanan ben olmalıydım. Kazanan ben oldum. Ne tadı olurdu ki ot gibi yaşamanın! Tekdüze, sıradan bir hayat bana göre değildi. Hala değil.

Eskiden hikâyeleri dinlenen bilge kişiler olurdu. Görmüş, geçirmiş, hayatı yaşamış kişiler. Onların yaşanmış hayat hikâyeleri, tecrübeleri dilden dile dolaşırdı. Dilden dile paylaşılırdı bir ışık, bir yol olsun diye ışığı, yolu göremeyenlere. Şimdi anlatılanlarsa in, cin, peri masalları. Gerçek yaşamdan uzak, gerçek yaşamın dışında. Sanal hikâyeler. Kime ne faydası var?

Uydurma hikâyelere, uyutulmaya değil gerçek hikâyelere ihtiyacımız var. Yaşamamışlara, yaşayacaklara, şu anda yaşayanlara, bizlerden küçüklere, bazen de bizlerden büyüklere anlatılası hikâyeler. Hikâyesi olanlar anlatsınlar hikâyelerini ki, yol olsun, ışık olsun, ışığa, yola hasret olanlara. İbret için, örnek için.

Ortalığı çalkalandırmanın zamanı gelmişte geçmişti bile. Bulanmadan durulmazmış. Hareket gelsin biraz hayatımıza. Yoksa çıkar mı hayatın keyfi? Bazen cılız bir ışık bile bütün dünyayı aydınlatmaya yetebilir. Gören gözler olsun yeter. Bir parça ışık, yol olabilirsem ışığı, yolu göremeyenlere, ne mutlu bana!

Hazır mısınız yeni bir çağa? Çok mu iddialı oldu bu söz sizce? 🙂 Önce kendimiz için yeni bir çağ başlatalım. Kendi yeniçağımızı. Sonrasında birlikte yeni bir çağ başlatabiliriz. Ne dersiniz?:)

Amacım, kulaçladığım suya yazı ile iz bırakmak. Evrene buradan gelip geçtiğimin, varlığımın, benliğimin bir imzasını bırakmak. Burası bir nevi benim serbest kürsüm, özgürlük alanım. Dünya ile iletişim aracım. Daha ne olsun!

Ben size aklıma gelen her konuda yazıyorum. Bir sınır olmaksızın. İsterim ki sizde bana yazın, yazdıklarımın ve paylaştıklarımın sizdeki yansımasını, eğer varsa. Sevgilerimle.

Facebook sayfam, bizler.biz

Mail adresim, bizler.biz@hotmail.com

*

Eylül?11

Kılcal damar çatlaması ve kansızlık bağlantısı, doğal yollarla miyoma son, 38 haftalık bebek doğmaya hazır mıdır, ısınarak miyomdan kurtulmak,  miyom ilişkide zorluk,  kansız durumda ameliyat, miyomun yok olması.

Bunlar beni bulurken sorduğunuz sorulardan birkaçı. Kılcal damar çatlaması ve kansızlık bağlantısı sorusunu merak edip bende girdim google?a. Benden başka direkt ilintilendiren bir bilgiye rastlamadım. Bu benim için demek oluyor ki bu ilişkilendirmeyi yapan ve benim gibi düşünen başka birileri daha var. Demek ki düşüncelerimin doğruluk payı var ve doğru yolda ilerliyorum.

Bir başkası ısınarak miyomdan kurtulmak demiş. Beni okumadan ısınarak miyomdan kurtulabileceğini düşünmüş, belki de denemiş, olumlu sonuç almış. 2?de 2. Yine doğru yolda olduğumu gösteren bir işaret bu benim için.

Diğer soruların hepsi yerinde ve doğru sorular ve bu soruları sormalıyız gerçekten. Ve o soruların gerçek cevaplarını almalıyız. Her şey o kadar hızla değişiyor ki, bu değişimi öğrenerek, bilgiyi paylaşarak ayak uydurmalıyız. Onlar, sağlıkçılar bizden daha hazırlıklı bu konuda ve kolaylıkla av olabiliyoruz. O soruların cevaplarını benden başka hiç kimse vermez internette veya herhangi bir yerde. Kimsenin bir çıkarı olmaz bunları söyleyerek. Benim söylediklerimde kan yok, ilaç yok, ameliyat yok, sonuçta para yok! Kimin ne işine yarar?

Elbette bilenler vardır bu cevapları ama dile gelmez, getirilmez. Bu soruların cevaplarını vermiş olmak, bir parça ışık olmak isteğim ve amacım. Bunu yapabildiğimi gördükçe mutluluğum ve sevincim kat be kat artıyor. Hani diyorlar ya, ?biz görmedik sen görürüsün yavrum?; işte onun gibi. Ben yaşadım hiç değilse başkaları yaşamasın, aynı yanılgılara düşmesin. Sevgiyle.

Mart 2012

 

Bu yazıyı sezaryen sayfasında paylaştım ama önemli olduğunu düşünerek daha gözönünde bulunması için bu sayfada da paylaşmak istedim.

Sezaryen doğumlar ile ilgili olumsuz düşüncelerimi yeterince paylaşmıştım. Şimdi bu konuda bir başkasının; bir çocuk doktorunun bilgilerini paylaşacağım. Dr. Emin Mindan. Onun verdiği bilgilerle benim yaşadığım deneyimler tamamen birbiriyle örtüşüyor.

Sezaryen ile doğan bebeklerin; yani insanların bağışıklık sistemleri düşük, zayıf oluyor. Bebeklerin normal doğumda anne kanalından geçerken aldıkları bir ağız dolusu doğal bakteriler, probiyotikler bağırsaktaki doğal florayı zenginleştiriyor. Sezaryenle doğan bebekler bu probiyotikleri alamıyor. Ne kadar anne sütüyle beslense; iyi, doğru beslense de büyük eksiklik oluyor. Gaz sancıları, bebek egzamaları, kusma gibi belirtilerle kendini gösteriyor.

Bağırsak florasında probiyotiklerin %90, candida gibi zararlı bakterilerin %10 civarında olması gerek. Bu oran değiştiğinde bağışıklık sistemi güçsüz düşüyor. Şekerli, unlu gıdalar; antibiyotikler, doğum kontrol hapları probiyotikleri azaltıp candida mantarlarını yükselten faktörler. Bu insanda yorgunluk, halsizlik, unutkanlık, ishal, kabızlık yapıyor; bağırsak geçirgenliğini arttırıyor. Bağırsak geçirgenliği arttığı zaman sindirilmemiş gıdalar kana karışıyor ve vücut bunları yabancı olarak algılayıp ona karşı antikor geliştiriyor. Böyle olduğunda da; buna bağlı olarak otoimmünizm denen hastalıklar; yani MS, otizm, hiperaktivite ve sedef hastalığı gibi hastalıklar görülüyor.

Tükürüğünüzün yapışkanlık oranı fazla ise bu candidaların arttığını gösterir. Probiyotikleri arttıran besinler prebiyotikler diyoruz. Yeşil yapraklı sebzeler, enginar, yer elması; tahıl ve meyvelerde var. Tahıl ve meyve fazla alındığında kan şekeri hızla yükselir buda probiyotiklerin azalmasına neden olur. Dengeli almak lazım. Yine prebiyotik olarak kefir ve yoğurt önerilebilir. Kefirde yoğurdun 4-5 katı prebiyotik vardır.

Kanser hücreleri sadece şekerle beslenir. Kan şekerini ani arttıran şekerden; hatta fazla meyveden bile kaçınılmalıdır. Sağlıklı beslenmek için et, yumurta, kefir, ev yoğurdu, peynir, kuruyemişler ve mevsim sebzelerini çiğ veya pişmiş olarak tüketmek gerekir. Yeterli su içmeye; idrarının açık renk, berrak olmasına da dikkat ederek yaşandığında diyabetliler veya dikkat dağınıklığı yaşayanlar için bile uygun bir beslenmedir.

Aspartam %10 metil alkol içerir. Vücutta alkol zehirlenmesine sebep olur. Dört bine yakın üründe kullanılıyor. Light; diyet ürünlerde, çikolatada, ilaçta, sakızdaki aspartam alındığında halsizlik, uykusuzluk, dikkat eksikliği, titremeler, MS?e kadar varan belirtiler oluyor.

Bana görede hiperaktivitenin başlıca nedeni şeker.

Sezaryenle doğmuş 3 çocuğum var ve hiperaktivitenin ve şekerin bütün olumsuzluklarını yaşamış biri olarak işini seven ve derinlemesine öğrenen, bilen Dr. Emin Mindan?a saygılar.