Kadın Olmak
Kadının yoksulu olmaz, kadın bizatihi bir varlıktır.
M. Kemal Atatürk
Utanılacak bir yanı yok ki kadın olmanın! Neden sıkı sıkı saklanmaya zorlanıyor güzel göğüsler, ince beller, hoş kalçalar. Bunlar Allah’ın bir lütfü kadınlara, o sevgili kullarına. Halefidir, doğurandır, var edendir kadın. Bedensel gücü belki daha az ama çok daha güzel ve alımlı. Saklansın diye mi verildi bu güzellikler. Saklanacaksa ne diye verildi. Ne denli özenilerek yaratıldığımızı mı saklamamız gerek? Kimden ve neden saklamamız gerek? Özenilerek yaratıldığımızı görmek istemeyen kem gözlerden mi? Kendilerinin sahip olamadığı bu güzelliği görmeye, her gördüklerinde kendilerine bahşedilmediğini hatırlamaya dayanamayanlardan mı?
Bir kadın dansözün yuvarlak hatlarının kıvrımlarındaki ahenk, uyum ve seyretmekten alınan haz bir erkek dansözün dansından alınan hazla eşit olabilir mi? Bu mümkün mü?Nuran sultan, seyre doyamıyorsunuz . Erkek vücudu mubah ta kadın vücudu mu günah? Madem öyle, erkekler etek giyseler ya! Saçmalık, zırva, fasarya. Erkeklerin uydurması bu, hegemonyalarının devamı için. Başka bir açıklaması yok.
Allah bize bu nefsi, güzellikleri vermiş sonrada bu güzellikleri yaşamayın mı demiş? Haşa, Allah sapık mı? Bizim mutsuzluğumuzdan mı besleniyor? Bizi mutsuzluğumuzu izlemek için mi yaratmış? Eğleniyor mu bizimle yani? Buna inanmıyorum. Bunun içinse aklı neden vermiş? Ömür boyu bir öküze tapın, hayatı kendinize zehir edin, zulüm edin, işkence edin mi demiş? O bu kadar kötü olmaz, olamaz, olmamalı. Allah sadece erkeklerin Allah’ı değil, hepimizin Allah’ı.
‘Erkek kullarım öz, kadın kullarım üvey evlat’ mı demiş Allah? ‘Kadınlara dilediğiniz gibi eziyet edebilirsiniz’ mi demiş? Bunu savunan çıksın birde benim karşımda söylesin! Hep kendine yontan nalıncı keserleri. Bir mal gibi, alın, satın, devredin, sahiplenin, saygısız davranın, aşağılayın, gücünüzü üstlerinde sınayın, küfredin mi demiş Allah? Allah böyle dedi diyenleri, böyle düşünenleri dilerim Allah’tan, Allah kahretsin.
Destanlar güzellik üzerine yazılmış, aşklarda hep güzellikler sorgulanmış iken hangi kadın hoşlanmaz güzelliğini paylaşmaktan, güzelliğinin dile getirilmesinden, içinin ve kadınlık gururunun okşanmasından, güzel olduğunun hissettirilmesinden. Bir erkeğin, hatta bir kadının kendisine beğeniyle bakmasından. Güzelliğini hisseden kadının duruşu, hayata bakışı bambaşkadır.
Mademki günahkâr kadın, aşağılanan, itelenen, hor görülen o zaman kadınlarla sekste yapmayın, olsun bitsin. O kadar da uzun boylu değil, değil mi? Çevir kazı yanmasın, işine geldiği gibi. İstediğin gibi kullan, her işinde, sonra da kadın öyle, kadın böyle. Üç kuruşa beş köfte. Söylenecek öyle çok şey var ki saymakla bitmez.
Kadınların seks yapmayı reddettiği bir dünya düşünün. Erkeklerin halini getirin gözünüzün önüne. Vay erkeklerin haline! Ne matrak olurdu. Komik, hatta trajikomik. Bizimle varsınız. Başka çıkar yolunuz yok. Bunu o taş kafalarınıza sokun artık. Varlığınız bize muhtaç. Bizde size muhtacız. Soyunuzu ve varlığınızı biz olmadan sürdüremezsiniz, bizim varlığımızı ve soyumuzu sürdüremeyeceğimiz gibi.
Birlikte yaşamayı öğrenmemizin zamanı gelmedi mi artık? İnsan gibi, insanca. Daha ne kadar çekilecek bu acı ve sancılar? Doğurma yeteneği erkeklere verilmiş olsaydı, yere göğe sığdıramazlardı kendilerini zannımca. Bizde olunca ‘ne olacak ki canım’ oluveriyor. Kendine yontan rendeler. Kutsal olan, doğuran, var eden, değerli olan biziz. Sizin her zaman yaptığınız gibi bizi aşağılamanız, hor görmeniz bizim değerimizi düşürmez. Siz kendi değerinizi ortaya koyarsınız, olsa olsa. Doğuran olmamızı bile kendi lehlerine çeviriyor, atıveriyorlar sırtımıza bütün yükü ortak çocuklarımızın. Bu var oluşta, var edişte kendi payları yokmuş gibi.
Sahip çıkmayacaksanız, babalık yapmayacaksanız, sorumluluk duymayacaksanız sizden olan çocuğa neden sizin için çocuk doğurmamızı istiyorsunuz? Biz size yalvarıyor muyuz sizden çocuk doğurmak için? Dış görünüşte baba olmak pek mi havalı? Fors mu atıyorsunuz babayım diye? Bu yüzden mi baba olmak istiyorsunuz? Çocuğu yapmakla iş bitmiyor. Önemli olan dışta değil içte baba olmak. Çocuğunla yaşamak, çocuğunla büyümek. Çocuğunla birlikte yaşlanmayı hak etmek için, ardından hayır dua almak için bunu yapman gerek. Yoksa dünyaya gelişin boşa.
Bize acımıyorsunuz, orasını anladık. Sizin kanınızdan, canınızdan var olan o minik yavrulara da acımıyorsunuz. O çocukların suçu ne ki babasız, baba sevgisini, baba ilgisini tatmadan büyüyorlar. Sadece anneden alınan ilgiyle bir olur mu, anne ve babadan alınan ilgi? Bir kişi iki kişinin yerini tutabilir mi? Tutabilecek olsa bir kişiden var edilemez miydi o çocuk?
Kadınların olmadığı bir dünya düşünün. Düşünebildiniz mi? Çok zor. Dünya, dünya olmaktan çıkar. Sırf erkeklerden oluşan, çocuk seslerinin olmadığı bir dünya. Tatsız, tuz bir dünya. Şimdi tam tersini düşünelim. Erkeklerin olmadığı, çocuk seslerinin olmadığı, sırf kadınlardan oluşan bir dünya. Tatsız, tuzsuz bir dünya. Her ikisi de mümkün değil. Mümkün olabilecek bir dünya düşünelim şimdi. Kadın, erkek ve çocukların eşit haklara sahip olduğu, birbirlerini hor görmedikleri, sevip saydıkları, mutlu oldukları bir dünya. Uzak mı göründü? Bana da öyle göründü. Bir ip atıp yaklaştıralım, çekelim kendimize doğru. Hep birlikte gerçekleştirelim bunu. Gerek hakkımızı arayarak, gerekse hakkını iade ederek. Bu böyle gitmez, gitmemeli, gitmeyecek. Nereye kadar?
Biz birlikte varız. Karşıt değiliz. Böyle olmasaydı birlikte var edilmezdik. Bir bütünün iki ayrı parçasıyız. Birlikte olmayınca çalışmayan, var olamayan bir bütün. Aynı vücudun ikinci ayağı, ikinci koluyuz birbirimizin. Gerektiğinde birbirini dinlendiren, el veren iki uzuv. Bunu artık inkâr etmeyelim. İnkâr ettiniz de ne geçti elinize? Mutlu olabildiniz mi? Çocuğun mutlu olmadığında, karın mutlu olmadığında sende mutlu olamazsın. Hep bir şeyleri örtmen, yamalaman gerek. O utançla mutlu olman imkânsız.
Bindiğiniz dalları kesmeyin artık. O dalda hep oturabilmek için, koruyun dallarınızı, sahip çıkın dallarınıza. Taşıyabileceğinden fazla ağırlık koymayın dalınıza. Bakarsınız kırılır, dalsız kalırsınız. O başka bir toprakta filizlenir, yeşerir, yeni yeni dallar verir. Siz düştüğünüzle kalırsınız daldan. İşin yoksa yeni dal ara. Dalın kalını var, incesi var, dikenlisi var, dikensizi var. Siz siz olun bilin bindiğiniz dalın kıymetini. Size uygun olan dalı tekrar bulmanız uzun sürebilir ya da hiç bulamayabilirsiniz şu an sahip olduğunuz gibi bir dal.
Bunu yapamayacak, bizimle birlikte yaşamayı öğrenemeyecek, beceremeyecekseniz, yok edin bizi. Tamamen. Doğan her kız çocuğunu yok edin. Her gün ölmektense bir gün ölürüz. Dünya sizin gereksiz ve aptalca kıyımlarınıza alışkın zaten. Birde böylesini deneyin. Görün o zaman Hanya ile Konya’yı. Hepiniz gay olun. Ta ki yeryüzünden son erkek yok olana kadar.
Bu fikir hoşunuza gitti mi? Gitmez tabi ki. Bizimde hoşumuza gitmiyor aşağılanmak, hor görülmek, köle olmak, yoktan yere dayak yemek, boğaz tokluğuna bu işkenceleri çekmek. Sizce biz size kölelik etmek için mi var edildik? Kadının dünyada var oluş nedeni erkeğe hizmet etmek mi? Ben böyle olduğunu düşünmüyorum. Allah erkeğin yemek yapmayı beceremeyecek kadar beceriksiz olduğunu düşünüp mü bizi göndermiş? ‘Kullarıma bir kul yaratayım, hem eğlendirsin hem de dinlendirsin’ diye mi düşünmüş? Öyleyse cennet neden bizim ayaklarımız altında?
Birde bizim yerimize koyun kendinizi. Hoşlandınız mı? İster miydiniz yerimizde olmak? İtilip kakılmak, kayıtsız şartsız her işe koşulmak? Evlilik yutturmacasının ardına sığınılarak aklın ermeden baş göz edilerek kıyasıya sömürülmek. Elini verip kolunu alamamak. Hiçbir şekilde emeğinin karşılığını alamamak. Saygı olarak bile. Kocandan, çocuğundan, bütün toplumdan saygı görmemek. Trafikte, evde, her yerde, herkes tarafından taciz edilebilirsin. Ne için? Emek mi vermiyorsun? Hayır. Hazırını mı yiyorsun? Hayır. Peki neden? Kadınsın. Nedeni bu. Başka bir nedene lüzum yok.
Dönüp kendinize bir bakın. Gördüğünüz kişiden, kadına bu şekilde davranan kişiden hoşlandınız mı? Bizde o kişiden hoşlanmıyoruz ve hiçbir zaman hoşlanmayacağız. Orta ve ortak noktada, kardeşlikte, dostlukta, arkadaşlıkta, eşlikte ve eşitlikte buluşalım artık. Yoksa sonu kötü olacak. Sizin için. Bu böyle gitmez.
KADIN…
Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran
Kimi der ki çocuk doğuran
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım bacaklarım başım
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim
hayat arkadaşımdır.
Nazım Hikmet