Sezaryen İstatistikleri
Göz göre göre katlediliyor kadınlar. Kadınların sahibi yok nasıl olsa. Kadınların hangi konuda sahibi var ki, sezaryen ameliyatları konusunda sahibi olsun. Parlamentoda yeterince kadın yok. Olanı da zaten adam yerine mi konuyor? ’Kullandığım deyim bile erkeklerden yana iken, kadının adam yerine konmasından bahsediyorum.’ Gördüğüm kadarıyla pek nitelikli kadında yok parlamentoda. Erkekleşmiş kadınlar. Tek farkları kuaföre gitmiş ve makyajlı olmaları. Ben rastlamadım kadın haklarını savunan, bulunduğu yeri hak eden şöyle dişli, aklı başında bir kadın milletvekiline.
Nitelikli, kafası çalışan kadınımız mı yok? Çok. Üniversitelerimiz her yıl onca nitelikli kadın yetiştiriyor. Ben kişisel olarak son 25 yılına şahidim. Onları doçent, profesör, yazar, düşünür, siyaset bilimci, hukukçu, vs. statüsüne getiriyor. Nerede bu kadınlar? Ya susturuluyor yada önleri kesiliyor. Piyon olarak kullanılabilecek nitelikte kadınlar girebiliyor parlamentoya. Var mı var. Desinler ki kadın milletvekilimiz var. Sesi, soluğu var mı? O yok. İki kelimeyi bir araya getirebiliyor mu? Gerek yok. Getirmese de olur. Onların yerinede konuşacak bir sürü erkek milletvekili var. Evdeki karılarını konuşturmuyorlar da parlamentodaki kadını mı konuşturacaklar? Öyle parlamentoya böyle kadın parlamenter. Al birini vur öbürüne.
Bu durumda kadın hakları ve onunla beraber kadın canı da erkeklere emanet. Kuzuyu kurda teslim etmek gibi bir şey. Ne anlar erkek kadının derdinden, sorunundan? ‘Kadının sorunu mu olurmuş canım! El bebek, gül bebek onlar, koklarız olur biter.’ Parlamentodaki erkek mantığı ile kadın böyle bir şey. Ne yazık ki!
Sağlık Bakanlığının bünyesinde neden kadınla ilgili bir alt birim oluşturulmuyor? Nüfusun yarısını biz oluşturuyoruz ve doğum yapmamız nedeni ile hastanelerle daha sıkı ilişkiliyiz. Bizim haklarımızı savunan neden erkekler olsun? Biz kendi haklarımızı kendimiz savunabiliriz. Kadının halinden kadın anlar. Kadın bakanlarımız var farklı bakanlıklarda. Sağlık bakanlığının alt bünyesinde neden olmasın? Sadece kadınların çalıştığı ve kadını gözeten bir alt birim. Sürüyle kadın hastanesi var. Demek ki kadın için farklı bir şeyler yapılabiliyor. Kadın hastaneleri bu alt birimle direkt ilişkili olabilir. Ve bu alt birim kadınların haklarını gözetir.
2010 yılı başı verilerine göre ülkemizdeki sezaryen oranı %40’mış. Bu oran Büyükşehirlerde yoğunluk gösteriyor, doğuya gidildikçe azalıyormuş. Avrupa’da ise sezaryen oranı konusunda bir numaraymışız. Sanırım dünya ortalamasında da at başı gidiyoruzdur. Sağlık bakanlığı en az 1-2 yıldır hassasiyetle bu konunun üstüne gittiği halde önünü alamıyor sezaryen ameliyatlarının, ne acı bir vahamettir ki! Bakanlık kendi doktorlarına söz geçiremiyor ve sağlık bakanı çıkıp bunu sık sık dile getiriyor. Komedi dram üçlüsü. Ne hale gelmiş olduğumuzu anlatmak için daha fazla söze gerek yok sanırım. Güleriz ağlanacak halimize.
Benim ilk sezaryen oluşumdan bu yana neredeyse 16 yıl geçti. İlk çocuğum kız olsaydı doğum çağına gelmiş bile sayılabilirdi. Değişen hiçbir şey yok. Hala insan kıyımına devam ediliyor. Gencecik kadınlar kandırılıyor, tıpkı beni kandırdıkları gibi. Türkün Türke yaptığını gavur gavura, hatta gavur Türk’e yapmıyor. Yurtdışında yaşayan arkadaşlarımın hepsi normal doğum yapmış. Karşındakini insan bilerek teslim ettiğin canını yarıya indirerek iade ediyorlar. Seni, karnındaki çocuğu insan olarak değil, yürüyen paracıklar olarak görüyorlar. Kimden ne kadar koparabilirim, ne koparırsam o kar. Kurbanlık koyundan farksız. Doktor değil hesap uzmanı mübarekler. Onları ilgilendiren senin sağlığın, insan oluşun değil kendi hesap cüzdanları. Gözlerinde dolar işaretleri.
Geçen gün tv’ye çıkan bir bayan çocuk doktoru bir bebeğe verilecek en büyük hediyenin onu normal doğumla dünyaya getirmek ve emzirmek olduğunu söyledi. Yavaş yavaş çözülme başladı. Umarım arkasıda gelir. Sezaryenle doğan çocukların daha zeki olduğu saçmalığına ise gülüp geçiyorum. Einstein sezaryenle mi doğdu? Sezaryenle doğmuş 3 çocuğum var ve hepsinin zeka düzeyi birbirinden farklı, buna ne buyrulur.
Önce Allah’a, sonra kendinize ve vücudunuza güvenin kadınlar. Eskiden hamile bir kadına en çok söylenen söz, ‘Allah kurtarsın’dı. Yine öyle olmalı. Daha sonrasında ise bir doktora güvenebilirsiniz. Ama kendinizi deneme tahtası olarak kullandırtmayın her ne olursa olsun. Savunun kendinizi. Önü sonu karşınızda doktor olan kişi de Allah’ın bir kulu. Sizden bir üstün tarafı yok. Ve sizi sizden çok kimse düşünmez. Ve aranızda mutlak çıkar çatışmaları olacaktır, onun kendi çıkarını düşünmesinden daha doğal bir şey yok çünkü bu işi para için yapıyor. Sizin kara kaşınızın, kara gözünüzün hatırı için değil.
Ben artık çatır çatır pazarlığını yapıyorum, yapılması gereken her şeyin, karşımdaki kim olursa olsun. Doğru olduğuna inanmıyorsam beni kimse ikna edemiyor istemediğim bir şeyi yaptırmaya. Biraz geç oldu aslında. Hayatınızı her alanda başka birinin eline bırakmadan önce iyi düşünün, tartın. Hayat sizin hayatınız, bir başkasının değil. Sonuçlarına katlanırken ’sezaryen yapalım’ diyen doktor yanınızda olmayacak, unutmayın.
Laf lafı açıyor ister istemez, konu dağılacak belki ama yazmak istiyorum. Bana yerleşmiş olan doktor korkusundan dolayı 9 yaşındaki kızımın diş doktoruna gidişini oldukça erteledim. Ne zamanki dayanılmaz bir hal aldı gittik diş doktoruna. Devlet hastanesine götürmeye kıyamadım kızımı. O kadar yoğun ki orada işleri, sıradaki şeklinde, kızım hırpalanır. Son gidişimde devlet hastanesine gittim hala o dişle uğraşıyorum. Her neyse, 3 diş çekimi, 5 dolgu ve 3 yer tutucu dendi diş doktoru tarafından. 3 yer tutucunun maliyeti diğer işlemlerin maliyetiyle eşdeğer. 3 yer tutucuyu evet’lemedim çünkü abilerine de yaptırmış ve bir sonuç alamamıştım. Bir süre sonra düştü yer tutucular ve bir işe yaramadı.
Hayır’layınca bir sürü izahatta bulundu diş doktoru. Nedenlerini açıkladım, ‘ben yapmadım, ben yaparsam farklı olur’ dedi. Yaptırmazsam ortodonti tedavisi görmesi gerekeceğini, bunun ise çok masraflı olacağını söyledi. Yine sabırla abilerinin yer tutucu uygulanmasına rağmen ortodonti tedavisi gördüklerini izah ettim. Baktı olmayacak, son kozunu oynadı, işime yaramazsa parasını iade edecekmiş, çıkmaz ayın son çarşambası, görülmüş şey mi? Önemli olan çocukmuş, anlat, anlat, sen gelirken ben gidiyordum. Hassas yerimden vuracak aklı sıra. Ukala dümbeleği. Ben bilmiyor muyum çocuğumun önemini.
Tecrübeli olmasam, ilk çocuğum olsa sıkıp suyumu çıkaracak besbelli. Acemi gidenlerin, ilk gidenlerin Allah yardımcısı olsun. Belki kendince iyi niyetli, bilemem, ben yaşadığımı ve gördüğümü bilirim, yaptırmayacağım. Önü sonu bir çocuğum için daha giderim ortodontiste olur, biter, çözümsüz değil a! Yaptığımı yapın demiyorum ama size sunulanı akıl süzgecinden geçirdikten sonra evet’lemenizi tavsiye ederim.
Bir şans verilse geçmiş hayatımda bir şeyi değiştirmek için bu hiç tereddütsüz sezaryen olmamış olmak olurdu, kendim için ve çocuklarım için. Lanet olsun o doktoru tanıdığım güne, tanıştırana, sebep olana, o doktorun bu zeminde tutunabilmesine sebep olanlara, bu düzene, düzeneğe. Lanet olsun o doktora ve onun gibi insan hayatını hiçe sayan doktorlara…