Estetik Ameliyatlar
Estetik ameliyatlar işkencenin meşru hali gibi. İşkenceye karşı koymak için direnişler yapılıyor, mahkemeler açılıyor, birliktelik ruhu oluşturuluyor. İş estetik ameliyatı olmaya gelince, kişinin izni alınarak, başka bir deyişle kişilerin beyni abuk sabuk düşüncelerle yıkanarak, rahatlıkla yapılabiliyor. Oysa estetik ameliyatı işkencenin alası.
Aslında estetik ameliyatlarla uzaktan yakından bir alakam yok, olamazda, hiç işim olmaz. Ama öyle ifrit oluyorum ki gereksiz yere yapanlara, yaptıranlara, matah bir şeymiş gibi ballandıranlara, bi el atmadan, yazmadan duramayacağım. Kadın programlarının baş ziyaretçileri estetik doktorları. Ölüm, acı satıyorlar, ölüm, acı satıyoruz demeden. Güzellik satıyorlar canım, hiç acı satılır mı? Kanallarda iyi para kazanıyor bu çaktırılmadan yapılan reklâmlardan. Reklâma karşı olduğumdan değil, reklâmın içeriğinden şikâyetçiyim. Arada kalanın canı çıksın. Olan bilinçsiz insanlara oluyor. İş işten geçtiğindeyse, atı alan Üsküdar’ı geçmiş oluyor.
Ameliyatlar dışındaki bütün vakitlerini televizyonlar arası geçiriyor gibiler estetik doktorları. Biliyorsunuz, inandırıcı ve etkileyici olmak çok önemli, kazları yolmak için. Kırk dereden su getiriyorlar inandırıcılık ve etkileyicilik uğrunda. Yeni yeni teknikler, yeni gelişimler, görsel değişim, dünya çapında başarı, tepeden tırnağa değişim, üç boyutlu meme görüntüsü anlat, anlat heyecanlı oluyor. Altın kuyusuna düşmüş gibiler. Ne kadar hızlı ve çok doldururlarsa o kadar zengin olurlar. Kapanın elinde kalıyor. Kim önce yakalarsa o toplar parsayı. Kolay gelmeye inşallah.
‘Her şeyin bir çaresi var.’ Diyor, gevrek gevrek gülerek. Ama o çare hep nedense ameliyat olmaktan geçiyor. Ben hiç görmedim, spor yaparak, yediklerinize dikkat ederek de bu fazlalıklarınızdan kurtulabilirsiniz diyen bir estetik doktorunu. Neden acaba?
‘Sen önce kendine bir bak.’ diyesi geliyor insanın. Kelin ilacı olsa başına sürer. Hepsi birbirinden pespaye. Mademki bu kadar değiştirebiliyorsun önce kendini bir değiştir de görelim nasıl oluyor.
Hele bir estetik doktorları var, ne zaman televizyonu açsam oradalar. Üstelik canlı yayında. Özellikle de Derya Baykal’ın programının abonesi gibiler. Show TV’ye yüklü bir ödeme yaptıkları kesin. Ameliyatları hangi ara yapıyorlar bilemem. Dün bir ara göz attım, kulaklarıma inanamadım. Karnından şikayetçi bir izleyiciye önce spor, olmazsa ameliyat dediler. Değişim rüzgarları başlamış demek ki! Epeyce tatraklandıklarına şahit olmuştum tv’de. Sağolsun Nazlı Ilıcak. Onların her dediğine taşı gediğine oturtmuştu. Aklın yolu bir.
En sinir olduğumda, öğle paydosunda bile yapılabildiği iddia edilen estetik cerrahi reklâm haberleri. Daha da beter. Kadın programları yetmezmiş gibi, haberlerde de ‘haber’ niteliğinde gösteriliyor. Birilerinin ve kendilerinin ekmeğine yağ sürmek için insan canını göz ardı eden reklâm haberler. Caniler. İnsan kanından besleniyorlar. Sırrı ne acaba? Acısı yok, sızısı yok sanırsınız. O ameliyatları televizyonda izlemeyi bile midem kaldırmıyor. Aynı şeylerin bana yapılmasına asla müsaade etmem.
Açın bir gün bakın televizyonda, e-entertaintment kanalına, estetik ameliyatı olanların ameliyata girmeden önceki ve ameliyat olduktan sonraki yüz ifadelerine. Ben baktım. Hiç iç açıcı değil. Hiç hoşnut olmadıkları ayan beyan belli, yaşadıkları şeyden, ameliyat sonrasında. Yüz ifadeleri ne kadarda farklı girişte ve çıkışta. Neye uğradığını şaşırmış gibiler çıktıklarında. Girdiklerine, gireceklerine bin pişman olmuşlar.
Ameliyatlar ballandırılıyor ama ameliyat sonrası pek yüzeysel geçiştiriliyor bu reklâm haberlerde nedense. Burun ameliyatından sonra iki ay güneşe çıkmamak gerekiyor. Meme ameliyatlarından sonra ise uzun bir süre ağır kaldırılmaması, kolların zorlanmaması gerekiyor. Eli, kolu çalışmadan hayatını idame ettirebilen kaç kadın var bildiğiniz. Parası çok aklı az olanlar hariç. Gerçi bu ameliyatları da zaten parası çok aklı az olanlar yaptırmıyor mu?
Ters T şeklinde veya başka şekillerde ameliyat izleri bırakıyor meme üzerinde, meme ameliyatları. Meme ameliyatı izi sutyen ve bikini altında kaldığı için rahatsız etmezmiş. Gıdıkla da güleyim. Ben bilmiyor muyum içinde ne olduğunu? O sutyen memelere yapışık mı? Hiç açılmıyor mu? Hiç mi kimse görmüyor? Kimse görmeyecekse onca acı ne için çekiliyor? İşin sırrı sutyendeyse, mademki altındaki görünmüyor, tak 1 cup büyük beden kalıplı sutyen olsun bitsin, onca acıya ne hacet. Fukara tesellisi. Ayrıca, aynaya her baktığımda memelerimde, hele hele memlerimde ameliyat izi görmektense, eşimin ameliyatlı memelerime dokunmasındansa sarkık olmalarını, normalden büyük veya küçük olmalarını tercih ederim.
Uygulanan operasyonların izlerini silmek içinde dermabrazyon (soyma) gerekli! Haberdar mıydınız? Sinekten yağ çıkarmak diye buna derler. Elini verdin mi kolunu alıyorlar. Bütün operasyonlar ölüm riski taşımakta. Olsun. Kalan sağlar bizimdir.
Kadın doğum uzmanının sezaryenle kadında bıraktığı o kocaman göbek bir sonraki aşamada estetikçilerin eline düşüyor. Adı karın germe operasyonu. Bozacının şahidi şıracı. Kadınlar ellerinde oyuncak olmuş. Yap-boz oynuyorlar sanki. Küçük Allah’cıklar.
Görüntümü ameliyat olmayı göze alacak kadar önemsiyorsam, öncelikle kendimde köklü değişiklikler yaparım. Kendimi gözden geçiririm. Beyaz unu, şekeri, tuzu, asitli içecekleri ve zararlı olduğunu bildiğim her şeyi olabildiğince hayatımdan çıkarırım. ‘Daha neler yapabilirim.’ diye düşünür, araştırırım. Gidip hop diye atlamam ameliyat olmak için. Aklımı peynir ekmekle mi yedim! Yüzüm eskidiyse, eskimemesi için çaba gösteririm, yüzümü korurum, bakımını yaparım, yüz kaslarımı çalıştırmaya özen gösteririm, o da olmazsa aynaları hoş görürüm. Bana ekledikleri güzellikler için. Bırakırım zaman içimdeki güzellikleri göstersin. Kendimle, vücudumla inatlaşmam asla, barışık yaşarım. Her şeyin kendi tadında, kendi yaşında güzel olduğunu bilirim.
Vücudumu dinç, zinde tutabilmek için spor yaparım, açarım televizyonu Ebruli ile pilates yaparım, vücudum güçlenir, doğayla, hayatla barışık yaşarım, doğal beslenir, doğadan yer, içerim, vücuduma bol oksijen alırım. Vücudumda istemediğim şişkinlikler varsa o bölgeye yönelik spor yaparım, örneğin şişkin olan karnımsa sonsuz sayıda mekik çekerim, tespih böceğine dönüşene kadar ve önünde sonunda sonuç alırım. Azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz. Benim elimden asla. Memelerim sarktıysa sırtüstü ve/veya yüzüstü kollarımla yüzme hareketi yaparım. Şnaw çekerim. Olmadı dambılla kol çalışırım. Çaresi pilates, pilates, pilates.
Bir süre önce doğal olarak sahip olduklarıma tekrar sahip olabilmek için veya sahip olamadıklarım için canımın acıtılmasına izin vermem. Vücuduma neşterle müdahale edilmesine hele hele estetik için, asla izin vermem. Bilirim ki yüzüm ne kadar eskirse kalbim o kadar güzelleşir. Sahip olduğum her şeyin emanet verildiğini, aslolanın özüm olduğunu hatırlatır bana aynalar. Canımın bile. Ne olursa olsun o emaneti bir gün geri vereceğimi bilirim. Ben bunu kabul ederim, içtenlikle. O emaneti örselemem, gelişigüzel azap çektirmem. Gerekmedikçe bana verilen emanete ihanet etmem. Nasıl intihar günahsa, gelip geçici güzellik için ameliyat olmanın da günah olduğuna inanırım.
Klonlanmış güzellerimiz var. Kız kardeşler ordusu. Tıpatıp ikizler. Anne baba bir değil, estetik doktorları bir. Bülent Ersoy’un akrabaları hızla çoğalıyor TV ekranlarında. Kırk yıllık Kani, olur mu yani! Gördüğüm son akrabası da Demet Akbağ. O incecik, kibar yüzlü, güldüğünde güller açan, çizgilerinin de bir o kadar yakıştığı kadın gitmiş yerini kocaman suratlı bir hilkat garibesi almış. İşin kötüsü kendini güzelleşmiş sanıyor garibim. Yazık. Birinin söylemesi lazım artık. ‘Kral çıplak, kral çıplak!’
Kıpırdama özelliğini yitirmiş, sadece açılıp kapanabilen Arap bacı dudaklar, pörtlek gözler, gerdirilmekten korkmuş ifadeli yüzler. 8 yaşındaki kızım bile ayırabiliyor kimlerin estetikli olup olmadığını. Oğlum küçükken Bülent Ersoy’un her televizyona çıkışında korkup ağlardı, kapatmak zorunda kalırdım. Çoluğa çocuğa maskara oldular.
Ağzından akan salyayı hissedemeyen Ajda Pekkan, bütün estetik ameliyat yaptıranların gelecekteki hali. Birde milli estetik mağdurlarımız var. Aklıma gelenler, Songül Ülkü, burun estetiği, Seda Sayan, meme, gözaltı estetiği, İlknur Bozkurt, burun estetiği, Sevda Demirel, meme estetiği, silikon patlaması. Geçirdiği burun estetiğinden sonra İlknur Bozkurt’un bütün kariyeri altüst oldu. Eski güzelliğini tümüyle kaybetti. Hayatı söndü, deyim yerindeyse. Sürüyle örnek var adı bilinen, bilinmeyen.
Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerek. Son yıllarda oldukça iyi sonuçlarda var. Bu bile estetik ameliyatlar hakkındaki düşüncemi değiştirmiyor.
Kendimden ele alalım. Pilatese başlamadan önce kalçam aşağıdaydı. Kocaman bir karnım vardı. Hala biraz var. Kollarım şişko şişkoydu. Bacaklarım, basenlerim kalındı. Karnım büyük olduğu için belim, lordus, öne doğru bükülmüştü. Memelerim eskisinden daha dik ve dolgun. Eminim zamanla daha çok düzelecekler. Vücudum şimdiki gibi dik duramıyordu çünkü sırt kaslarım yeterince güçlü değildi. Bir yılda arkadaşlarımın yanında daha uzun boylu durur oldum. Ayak bileklerim inanılmaz güçlenmiş, bütün gün topuklu ayakkabı giysem bana mısın demiyor. 1 yıl önce 1 saat giysem ağrıdan duramıyordum. Selüloitlerim azaldı, kalçam daraldı, boynum, belim inceldi. Cildim, gözlerim eskisinden çok daha ışıltılı. Ve hayata daha çok güveniyorum. Daha sıkı, sıkı bağlandım. Her pilates seansından sonra kendimi moral olarak çok daha yükselmiş hissediyorum.
Her yerim defoluydu anlayacağınız. Kendimi estetik ameliyatla bu denli düzeltmeye kalksam, Allah beni o kötü günden korusun, meme dikleştirme ve dolgunlaştırma ameliyatı, karın germe ameliyatı, kol ve bacak küçültme ameliyatı, popo kaldırma ameliyatı, gıdık ameliyatı olmam gerekecekti. Bir kısmını yaptırsam kalan bölgelerim daha çok göze batacaktı.
E-entertaintment kanalında izlemiştim yine. Genç bir kadına karın germe, meme ve kol ameliyatı yapıldı. Ameliyat sonrası bikiniyle görüntülenmiş, sonucun nasıl iyi olduğunu göstermek için! Kol, karın ve meme iyi. Altta bir basen var, yarım daire, tekerlek yürüyor sanırsınız. Öyle abes bir görüntü ki! Üstü kaval, altı şişhane. Ne anlamı kaldı onca acının?
Dik duramayacak, ayak bileklerim güçlenemeyecek, kendimi iyi ve sıhhatli hissedemeyecek, gözlerim bu denli ışıldamayacaktı. Akıllılık etmişim değil mi pilatese başlamakla! Geçen gün okkalısından düştüm merdivende kalçamın üstüne, önce bir pat, sonra pat, pat pat şeklinde basamakları sayarak. 3 gün sol tarafıma yatamayacak denli acıdı, belim ağrıdı. Bakıyorum aynaya ne zaman moraracak diye. En ufak bir morluk oluşmadı. İnanamadım gözlerime. Oysa en ufak bir çarpmada bile morarırdı her tarafım. Pilates bir mucize. Hafta içi her gün saat 10.20’de tv 8’de. Hep birlikte yapalım, sağlığımız, sıhhatimiz ve güzelliğimiz için.
Vücudunuzun kontrolünün bir doktorun değil sizin elinizde olduğunu hissettiğinizde yaşamınızı da kontrol altında tutmanız kolaylaşacaktır. Kendinizden çok daha emin olacaksınız benim gibi. İstersem yapabilirimi yaşayacak, hissedeceksiniz hayatınızın her alanında. İnanın bu çok hoş bir duygu. Benyaptım, kendimi ben yarattım, yeniden inşa ettim duygusu. Hiçbir tatmin duygusu bununla ölçülemez. Duruşunuz, bakışınız, her haliniz söyler bunu. Ben yaptım. Ben başardım.İstersem daha fazlasını da yapabilirim. Hayatım benim ellerimde. Size gıpta ile bakıldığını hissettiğinizde hep bunu hissedersiniz içten içe. Altındaki ben güçlüyümü kuşanacaksınız her alanda.
Estetik ameliyatlar hakkındaki düşüncelerimi ufak bir alıntıyla bitirmek istiyorum.
‘Sanatçıların değişim arzusunun sebepleri ve niçin estetik ameliyat olduklarını İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Sami Katırcıoğlu’na sorduk. Estetik ameliyatlarındaki çıkış noktasının, psikolojik ve değişim amaçlı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Katırcıoğlu, “Sağlık için estetik olanların sayısı oldukça az. Güzel olmak istiyorlar. Hangi ameliyat olursa olsun, her zaman tehlikesi vardır. Sırf görüntü amaçlı operasyon geçirenler sıkıntılar yaşayabilir. Ayrıca her seferinde estetik operasyon geçirmek problemi daha da arttırır. Burunda küçücük bir kemer var diye burnu kırdırmanın bir anlamı yok. Benim tavsiyem organlarını sonuna kadar kullansınlar. Sonuçta, Allah’ın verdiğini, kulun değiştirmesi de anlamsız oluyor.” diye konuştu.
Ağzınıza sağlık Sn. Sami Katırcıoğlu. Sizin gibi gönlü zengin insanların varlığı yürek ferahlatıcı. Her şey para değil. Kefenin cebi yok…