Döngüsel

Cinselliği yaşamayan var mı? Yok. Cinselliği konuşan var mı? O da yok. Sizce de çelişkili, bir garip değil mi bu durum. Yaşıyoruz ama dile getirmiyoruz. Mutlu birliktelikleri olan karı kocalar bile, başkalarının yanında yan yana olmamaya özen gösteriyorlar, kazara dirsek temasında bulunurlarda yanlış anlaşılır, ayıp olur diye. Buz gibiler birbirlerine. Soğuk ve ilgisiz. Sanırsınız çocuklarını da gerçekten leylekler getirmiş. Birbirinize yakın değilseniz niçin evlisiniz? Yakınsanız neden uzak duruyorsunuz? Bu saçma sapan oyun ne için? Gizli yasaklarımız var, yazılı olmayan, dile gelmeyen. Kimse kimseye ‘bu konuda konuşma’ demiyor ama konuşulmaması gerektiği kulaktan kulağa yayılıyor. Bir oto kontrol var bu konuda. Tabi ki mahrem, göz önünde olsun demiyorum ancak yokmuş, hiç yaşanmıyormuş gibi de davranılmasın. Yaşamın özünü görmezden gelerek  yaşamayalım. Varlığını, var oluşunu reddetmek gibi bir şey bu. Allah’ın ve kulun bildiğini kimden saklıyoruz?

Yaşayabiliyorsan, yaşadığın mutluluğu paylaşmaktan daha güzel bir şey olabilir mi? Paylaşıldıkça çoğalır mutluluklar. Bir tatlı sözün, tatlı bir bakışın, ufak, tatlı bir dokunuşun kime ne zararı olur ki? Erkekliğinden hiçbir şey alıp götürmez bu güzellikler, aksine mutluluğuna mutluluk katar. Kadınına saygılı olmak, sandığının aksine, seni küçültmez, yüceltir. Senin için çırpınan, çabalayan elini öpmek, koklamak seni asla aşağılamaz. Bırak artık bu astığı astık, kestiği kestik tavırları. Onların miadı çoktan doldu. O devir kapandı, kapanmalı. Senin, benim hepimizin mutluluğu için. Çocuklarımız mutluluğumuzu görerek büyüsün. Mutlu olduğumuz için birlikte olduğumuzu bilsin, kendini güvende hissetsin.  Bu, ‘Neden suratsızca yaşayıp hala birlikte olduğumuzu?’ kendi kendine sormasından yeğdir.

Temeli sevgiye dayalı bir ailenin parçası olduklarını bilerek büyür çocuklarımız. Eğer bunu yansıtabilecek bir ilişkiniz varsa, bu şansa sahipseniz, ben derim ki, maskelemeyin mutluluğunuzu, yansıtın çocuklarınıza, yansıtın ki, devamı gelsin mutluluğunuzun. Mutluluğunuz yeni yeni mutluluklar doğursun. Çocuklarınızın mutluluğunu. İyi örnekler gösterelim çocuklarımıza. Onların iyi örneklere ihtiyacı var. Çocuklarımızın evliliğe olan inancını sarstık, onlara kötü örnekler göstere göstere.

Ayıplar, günahlar gırla gidiyor hala. Karşıt cinslerin birlikte, yan yana, arkadaş olmalarına bile ters gözle bakılıyor. Kınamalar, kötü gözler. Hemcinslerin birlikte vakit geçirmesinde ise hiçbir sakınca görülmüyor. Kız kıza, erkek erkeğe yaşanabiliyor arkadaşlıklar, çocuklarımızı, daha çok kızlarımızı erkek denen o kötücül güruhtan korumak adına. Kız arkadaşı ortadan kaldırdığınızda, bu erkek erkeğe arkadaşlıklar bir sürprizle sonuçlanmadıkça bir sorun yok. Bir gün, bir de bakıyorsunuz, kızınız bir kız arkadaş seçmiş, kendine cinsel eş olarak, oğlunuzsa bir erkek arkadaş. Yaşanması, kabul görmesi gereken cinsellik yasaklandıkça, önlerinde iyi örnekler görmedikçe, çarpık ilişkileri meşrulaştırıyoruz bizler, farkında olmadan. Her geçen gün bu çarpık ilişkilerin sayısının artmadığını, daha çok  kabul görmediklerini kim söyleyebilir? Sağımız, solumuz onlarla dolmaya başladı. Çirkin, hoş olmayan ilişkilerle, kapalı kapılar ardında.

Cinselliğini pazarlayan, kadın olduğunda aşağılanıyor, hor görülüyor, en alt tabakanın da altında muamelesi yapılıyor, adı travesti olduğunda kabul görüyor, hoş görülüyor. Tam tersi olması gerekirken. Eğer bu işin pazarlanması söz konusuysa, (bu ayrı bir tartışma konusu, es geçiyorum) doğal ve güzel olanı tabii ki bu işi iş olarak bir kadının yapıyor olması. Ama asıl kafamı karıştıran, travestilerin beslendikleri alan. Bunca yıldır varlıklarını sürdürebildiklerine göre bu alan oldukça geniş olmalı. Asıl vahşet bu. İçimizde adam diye yaşıyorlar travestileri besleyenler. Ne yazık ki kocalarımız! 

Televizyonu her açtığınızda bir ‘oğlancık’ var karşınızda. İğrenç yaşamları özendirilmeye çalışılıyor, abartılarak vurgulanıyor ne oldukları iyice anlaşılsın diye, sakınılmadan, çekinilmeden. Ballandıra, ballandıra gösteriliyor bu oğlancıklar, çok matahmış, hayatımızda renkmiş gibi. Hele Amerikan filmleri. Kadın erkek ilişkisiyle eşdeğer tutuyor sapık ilişkileri. Bizlere de aşılamaya çalışıyorlar iğrençliklerini. Biz yemeyiz ama küçücük, saf çocuklarımız bu yemi kolaylıkla yutabilirler. Oğlunuzun bir kız arkadaşını hamile bırakması mı kötü, kendine sevgili olarak bir erkek arkadaş seçmiş olması mı? Kızınızın evlilik dışı hamile kalmış olmasını mı yoksa eş olarak bir kız arkadaşını seçmiş olmasını mı tercih ederdiniz? Hangisi sizi daha çok utandırır?

Kızı böyle bir tercih yaptığı için, gözyaşları dinmeyen bir anne hatırlıyorum, geçmişten. Kimse bilemez, tahmin bile edemezdi, o bebek gibi kızın, kendine cinsel eş olarak bir kız arkadaşını seçtiğini. Görsen, nereden anlayacaksın, kız arkadaşı mı, sevgilisi mi? Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Ben de bilemezdim, eğer beni çok yakın hissetmeselerdi, annesi söylemeseydi. Kimin aklına gelir ki? Kim bilir sayıları ne kadar etrafımızda? Bırakalım çocuklarımız birlikte büyüsün, karşı cinsi tanısın, karşı cinsten hoşlansın. Kendi sınırlarını, kurallarını korumayı öğretelim onlara. Bu yetecektir. Kötü sürprizlerle karşılaşmamak için çocuklarımızı bir nebze olsun özgür bırakalım, iş işten geçmeden!

Yorum yapın