Sigaralılaştırdıklarımızdan mısınız?

Sigara içenlerin bu yazıyı okumayacağını ve okusa dahi nasıl bir ifadeyle okuyacaklarını tahmin edebiliyorum. O yüzden, baştan ön yargılı olarak okumak niyetinde iseniz, hiç okunmaması yeğdir.

Benim için hepsi bir. İçki, sigara, çay, kahve, kola, televizyon, şeker vb. müptela olunan maddeler. ‘İnsanın bile bile kendine zarar vermesini hiçbir zaman aklım almadı. Sigaraya olan bağımlılığınız varlığınızı devam ettirmeniz için tek seçeneğiniz olan bedeninizden daha değerli olabilir mi? Yedekte bir vücudunuz daha mı var? Neye güveniyorsunuz? Sigara bedensel ve ruhsal varlığınızı tehlikeye atıyor, farkında mısınız? Elinize baltayı alıp bacağına indirebilir misiniz? Sigara içmek bana göre eline baltayı alıp bacağına indirmekle eşdeğer. Değil bacağına, bütün bedenine.

Hayret ediyorum sigara içenlere. Ben bir kez bile denemedim. Bana zarar verebilecek bir şeyi neden deneyim ki? Ne kadar mantıksız! Bir defa bile denemek korkutmuştur gözümü. O bir kez denemede bile alabileceğim zarardan korkarım, nerede içicilik! Kendi kazdığım kuyuya asla kendim düşmek istemem.

Hele keyif vericiliği! Sigaraya sıra gelene kadar keyif verici öyle çok şey var ki hayatta. Bunu görmemek için bütün duyularının körelmiş olması lazım. Gerçi sigara duyuları da köreltiyor zaten. Keyif vericileri ayrıştıramamanız çok normal! Keyif verici olarak temiz havayı solumaya ne dersiniz? En azından sağlıklıdır, zarar vermez.

Dert ortağı hiç olamaz kendi zaten başlı başına bir dert. Dert üretim merkezi. Hastaneye gidiş bileti. Ona harcanan vakte, emeğe yazık. Satın al, aç, çıkar, yak, iç. Günde kaç kez! Git uçurumdan atla daha iyi. Kesin çözüm. Hiç değilse süründürmez.

Bu işin başka bir boyutu da onca tarım alanının, sayısız iş gücünün heba olması. Biz sigara içmezsek tütün işçileri daha yararlı bir alanda çalışır, tütün ekilen tarım alanları ise insanın faydasına dönük olarak işletilir.

Çevrenizdekilere ve çevreye verilen zararlara değinmedim bile. Kendi ekonominize, aile ekonominize, ülke ekonomisine ve dünya ekonomisine verdiğiniz zararlar da cabası. Çocuğunuzun süt parasını sigaraya verip vermediğinizden emin misiniz?  ’Bir benim sigaramla mı?’ demeyin, ne demişler, ‘damlaya damlaya göl olur’.

Bütünü teşkil eden sizsiniz. Siz o bütünün bir parçasısınız. Bütünü siz oluşturuyorsunuz. Siz o bütünden ayrıldığınızda bütün yara alacak. Bir başkası, bir başkası derken o bütün yok olabilir. Bu sizin elinizde. Bir düşünün. Tıkamayın kulaklarınızı hep yaptığınız gibi.

Bunlar benim düşüncelerim. Sigara üstüne bu kadar yazmak yeter, çünkü buna değmez. Sigara hakkında yazmak için harcadığım zamanıma bile yazık. Seçim sizin. Ama aklın yolu bir.

Mayıs 2010,

70’li yaşlarını süren bir kadın kasada soruyor fütursuzca, ‘Tekel 2000 yok mu?’ İnanası gelmiyor insanın. Dersten kaçan liseli gençler parkta önlerine bakıp bir yandan sessizliğin sesini dinliyor, diğer yandan sigaralarını tüttürüyorlar. Tek birliktelikleri, ortak noktaları sigara içmeleri imiş gibi. Toplu ayin havası hissediyorsunuz yanlarından geçerken. Nasıl kişileştiriyoruz hayatımızda sigarayı ki, çocuklarımız nefesi sigara içmekte alıyor?

Bu kötü tohumu onların içine atan biziz. Sizin içici olmanız çocuğunuzun da içici olacağının da göstergesi. Kendiniz için değil ise çocuğunuz için vazgeçin bu illetten. Torunlarınız size müteşekkir olacaktır. Sigara kolunuzdan, bacağınızdan, canınızdan, çocuğunuzdan, torununuzdan, onların çocuklarından daha mı önemli? Bu kadar mı iradesiz, acizsiniz?

Ya çocuğunuzun taze ciğerlerine saldığınız sigara zararlıları? Buna hiç hakkınız yok. İçici iseniz çocuğunuza dokunmayın, öpmeyin, yaklaşmayın. Bunu yapabilir misiniz? Ama ona zarar vermeyi yapabiliyorsunuz.

Doktora gidiyorsunuz, herif baştan ayağa sigara kokuyor. İrkiliyorsunuz kokudan. Doktor ve sigara. Ne kadar tezat ve birlikte. Gittiğinize pişman oluyorsunuz.

Eylül 2010

Yeni tanıştığım bir arkadaşımın annesinin boğazında delik var, konuşamıyor, daha doğrusu tıslayarak konuşmaya çabalıyor ama ben tek kelimesini anlayamıyorum, her seferinde kızı bana tercüme ediyor. Besbelli konuşmak, kendini ifade etmek istiyor ama azıcık konuşmaya başlayınca ardından aksırıklar, tıksırıklar geliyor ve bölünüyor konuşması, yani tıslaması.

Sonrasında yanımızda oturuyor sadece konu mankeni gibi. Konuşmaya çalışsa neler olacağı belli. Öksürüklerin sonunda ise boğazındaki delikten çıkan tükürükleri temizliyor sık sık peçete ile. Bakmamaya, görmemeye çalışıyorum, yürekler acısı. Boğazında delik olan insanları, yaşlı erkekleri daha öncede gördüm ama nedenini bilmiyordum. Annesi yokken nedenini sordum arkadaşıma, 20 yıl boyunca günde iki paket sigara tüketmiş annesi. İçler acısı.

Bir başka arkadaşımın abisi yaklaşık 10 yıl yatalak oldu. Ayak parmaklarından başlamışlardı kesmeye. Sonra öldü. Nedeni sigara. Allah’tan Almancıydı, baktı yıllarca Alman hükümeti. Türkiye’de olsa evlere şenlik.

Yorum yapın