İlk Şart Mutluluk

Güzelliğin baş şartı mutlu bir hayat. Sizi mutlu eden bir insanla birlikte olmak. Sizi güzel gören, güzel gözlerle bakan bir çift göz olmalı hayatınızda. O’nun için güzel olmayı isteyeceğiniz, içinizi besleyecek, size hayat sevinci verebilecek bir sevgili. Gülümseyen bir yüz ve gergin, genç, güzel bir yüz ifadesi buna bağlı. Yaşınız kaç olursa olsun. Yaşınızın kaç olduğu hiç önemli değil. Yaşadığımız sürece ihtiyacımız var o dost bakışlara, sevgiyle dokunuşlara. 

Uzaklaşın sıkıcı, monoton bir hayatınız var ise eğer. Hakkınız olan sevgiyi ve saygıyı göremediğinize inanıyorsanız, eskimiş çoraplarınızı atın, paspas bile yapmayın. Yenileyin çoraplarınızı, sarsın, sarmalasın sizi. Uçun mutlu olacağınız her neresi ise oraya. Hazır mı kanatlarınız? Hop hop etmesine izin verin içinizin. Yeni yeni heyecanlarla, mutluluklarla besleyin dokularınızı. Nelerin değiştiğine inanamayacaksınız.

Bize sadece sevgiyle dokunulmasına izin verelim. Sevgisiz dokunan eller dokunamasınlar bize. Tek ölçümüz sevgi olsun. Bizi biz olduğumuz için seven eller dokunabilsin bize. Bizi mundar etmelerine, kendimize olan saygı ve sevgimizi yok etmelerine izin vermeyelim. Herhangi bir kişinin, o kişi her kim olursa olsun, sizi özel mülkü sanmasına, kendi tarlasıymışçasına sürüp, ekip, biçebileceğini sanmasına, sizi, kişiliğinizi yok saymasına asla izin vermeyin.

Kendi değerimizi kendimiz belirleyelim. Bir başkasının değer yargılarıyla değer biçmeyelim kendimize. Onun için değersizsek, bize değer veren insanlarla devam edelim yolumuza. 

Sizi aşağılayan, önemsemeyen, yok sayan kişi unutmayın ki yeryüzündeki milyarlarca insandan herhangi biri. Yani size değer verebilecek milyarlarca olasılığınız var demek bu. Oldukça şanslısınız. Şansınızı kullanın derim ben, aynı yerde takılı kalmaktansa.

Direnmeyelim, kendimizi hırpalamıyalım bize değer vermeyen birinin değer vermesini sağlamak için. Aynı yerde inat edip durmaktansa enerjimizi yeni yeni sevgilere aktaralım sonradan geçen zamana ahlanıp vahlanmamak için. 

Bir an önce ayıralım yollarımızı. Kendi yolumuzda devam edelim hayatımıza. Onunla başladık diye onunla devam edecek hayat diye bir şart yok ki! Kendimizi eti onun kemiği onun şeklinde mi verdik! Ona nasıl verdiysek, kendi hür irademizle, öylede geri alabiliriz. Ölümüne vermedik ya kendimizi. Siz öyle mi verdiniz yoksa? Kırın şartlanmış beyinlerinizdeki kalıpları.

Herkes kendine bir baksın şöyle. Silkelesin şöyle bir üstünü başını. Erkekler de, kadınlar da. Ben neyim, ben kimim, ben kimdim, ne yapıyorum, nasıl buraya geldim ve burada ne işim var? Böyle devam etmelimiyim? Edersem nereye kadar gider? Hayatımın sahibi ben miyim yoksa bir başkası mı? Bu yaşam biçimi beni mutlu ediyor mu? Mutlu değilsem neden sürdürüyorum bu hayatı yaşamayı? Sizi korkutan bir lokmayı, bir hırkayı bulamamak mı? Bulunur elbet. Su gider, yolunu bulur. Akışa bırakın kendinizi.

Yorum yapın