Geçen yıl 3 yemek kitabı aldım, cilalı baskısına aldanarak, yapı kredi yayınlarından çıkmış, adları telezzüz, adım adım 62 salata, adım adım 62 çorba, yazarları bilindik isimler değil, meğerse Ömer Koç’un aşçılarının yemek kitabıymış, aldıktan sonra anladım, okuyunca, yapı kredi Koç’ların bankası.
Kitaplara bakıldığında görünen o ki Koç’lar korka korka yiyorlar yediklerini, kitapta bolca çiğ sebze var, çiğ kabak, brokoli, karnabahar, lahana, enginar, kereviz, sapı, pırasa, yeşil mercimek, ıspanak salatası gibi, olan da yiyemiyor anlaşılan olmayan da.
Çiğ yemek yemek için aşçıya ne kadar gerek var? O da bir muamma.
Bu korku Mustafa Koç’un bundan 10 yıl önce 55 yaşındaki ölümüyle ilintili olmalı. Bu beslenme tarzı işe yaramış olmalı ki Rahmi Koç 95, ablası Semahat Arsel 98, eski eşi Çiğdem Simavi 85 yaşında, para yaşatıyor.
Garsonlar, aşçılar, her türlü hizmet ayağına gelince uzun yaşaması kolay hale geliyor.
Çiğdem Simavi Ömer Koç’un annesi ve bu yemek kitapları fikri ondan çıkmış.
Ali Koç’un eşi Nevbahar Demirağ Koç, arkadaş şarkısıyla bildiğimiz, sol eğilimli, yıllarca Almanya’da sürgünde yaşayan Melike Demirağ’ın 16 yaş küçük baba bir anne ayrı kız kardeşi, Melike Demirağ, para para para, ne haber şarkılarıyla bildiğimiz Rüçhan Çamay’ın kızı, ortak babaları bir medya patronu, solculuğu bile kapitalistlerle yaşamışız meğerse.
Geçenlerde Zülfü Livaneli’nin bir şarkısının yabancı dilde versiyonunu duydum, çalıntıymış, hep hayal kırıklığı.
Yine kitaplara gelirsek, bir yıldır onlardan bir tane tarif alıp yaptım mı, hayır, çünkü o 3 kitapta yapılabilecek bir tane bile tarif bulamadım, yazık Koç’lara.
Benim oradan buradan toplanmış derme çatma tariflerim bile o kitaplardaki tariflerden iyidir.
Pek yapmam ama diyelimki 2 gün üstüste dışarıdan yemek yedim, yani bir başkasının yaptığı yemeği, bir daha uzun bir süre dışarıdan yemek yiyesim gelmez, en az 1 hafta, o zenginlik, şatafat hiç bana göre değil yani, istesem de yiyemem, benim yöntem kendin pişir kendin ye yöntemi, o sofralardansa kendi ellerimle yaptığım, yapılışının her aşamasını bildiğim 1 tabak taze fasulyeyi yiyip kalkmayı tercih ederim.
Geçen gün baktım oğlum marketten yaprak sarma almış, canı çekmiş belli, dün oturdum 2 tencere sardım, markette saranların elleri el de benimki başka bir şey mi, oğlum yesin diye, ben de severim, ama yaprak sarmanın hazırlanma aşamalarını bizzat bilince dışarıdan yemeye, yenilmesine pek gönlüm el vermiyor, o yaprağı iyice temizlemek, sarmayı sarma aşamasında ve sonrasında sağlam, yani soğuk tutmak önemli, ha, sanılmasın ki sabah akşam yaprak sararım, değil tabi, senede 1,2. Ama yapraklar dondurucudan, benim tarafımdan temizlenip konulmuş.
Zenginlik bana göre değil yani, o ihtişamın içerisinde boğulacağım diye kendi sevdiğim şeylerden ödün vermek bana göre değil, azıcık aşım kaygısız başım, nohut oda, bakla sofa benim için yeterli, pazara gitmediğim, aldıklarımı kendi ellerimle seçmediğim, satıcılarla haşır neşir olmadığım, gerektiğinde onlara afra tafra yapmadığım bir dünya benim için çok sıkıcı olurdu herhalde.
Hayat o kadarda çok beklenti gerektirmiyor bana kalırsa, kan değerlerini sağlam tutacak ölçüde beslenebiliyorsan, yani etini, sütünü, yumurtanı, sebzeni, meyveni yeterince yiyebiliyorsan, çok iş gerektirmeyen büyüklükte bir evin varsa, ki 3+1 herkes için fazlasıyla yeterli bence, o evi süpüren bir robot süpürgen varsa, çamaşır, bulaşık makinelerin çalışıyorsa, 2, 3 günde bir duş alacak kadar sıcak suyun da akıyorsa çokta kafa yormaya gerek azına çoğuna. Birde dişçine, doktoruna paran yetmeli tabi, gerisi fasa fiso. Fazlası hiç lazım değil. Azı karar çoğu zarar derler, çoģu zarar değilse de en azından çok başın ağrımaz böylesi bir hayatta.
3+1 yeterli dedim ama kaç kişi için yeterli onu belirtmemişim, 2 kişi için yeterli 3+1, eğer kişi sayısı artacaksa her bir kişi için +1 oda olmalı, benim rahat hayat planıma göre, 3+1’in kişilere dağılımı şöyle, 1 oda 1 kişinin, diğer oda diğer kişinin, 3. oda ise ütü, dikiş, misafir, depo vs. için kullanılabilir, ve mümkünse her odanın kendi banyosu, tuvaleti olmalı, hatta odalardaki banyo ve tuvaletlerin ayrı ayrı olmaları tercih sebebidir, böylece herkes kendi temizliğini kendisi üstlenebilir. Bütün bir evin temizliği sadece bir kişinin üstüne yıkılmamış olur böylelikle.
Bizde böyle ya, herkes pisletir, bir kişi temizler, karınlarını doyurur, alır getirir, benim hayatımın kısa bir özetini yaptım gibi oldu böyle yazınca.
Evli veya değil fark etmez, herhangi bir 2 kişinin ayni odayı paylaşması kadar aptalca bir uygulama yok, doğru duydunuz, değil aynı yataģı aynı odayı dahi paylaşmamalılar, ruhsal, bedensel sağlıkları için tabi, uyku yabana atılır bir sağlık unsuru değil, mekan rahatlığı da insanı olumlu etkiliyor sonuç olarak, dar bir mekana sıkışmak çok akıllıca değil, bir insanın giysisi, evdeki, dışarıdaki, yazlık, kışlık derken, bir odanın dolabına ancak sığıyor zaten, şartları zorlamanın alemi ne.
Doktor dedim ya yukarıda, aklıma geldi, yazsam mı yazmasam mı bilemedim şimdi, bu kadarını yazdığıma göre yazacağım, 1 ay önce öylesine fizik tedavi doktoruna gittim, ağrım, sızım yok, dedim ya, öylesine, önce belirtmeliyim, şu an 60 yaşındayım, 1966 doğumluyum, odaya girdim, doktor 45-50 yaşlarında bir adam, neyin var, niye geldin faslından sonra bilgisayara bakıp “burada 66 doğumlu diye yazıyor ama 76 doğumlu deseler daha uygun olur”a benzer bir laf etti, bunun üzerine “saçlarım beyaz ya” dedim, oradan da mı anlamadınız anlamında, çokta tınlamadan, adam demez mi “saçlarınızı beyaza boyattınız sandım” diye, ben şaşkın, sanırım o da şaşkın, şaka yapmamıştır herhalde, diye düşünüyorum. Ciddi miydi bilemedim ki? Hani bu soru işareti olmasa övüneceğim de, övünemiyorum bile.😊
Tınlamadım çünkü çok umurum değil artık yaş, güzellik, görünüş, ben unumu eledim, eleğimi de astım, çoktan, çok şey yaşadım, ihanet, kötülük, zorbalık, hakaret, açlık, dayak, sömürülmek, ömrümün her safhasında üstelik, benden selam olmasın Bolu beyine, nedense hep öyleleri denk gelmiş bana, çekilmez yaratıklar, kim istiyorsa onların olsun yaş, güzellik vs, benim umurumda değil, yarın sabah bir gün daha uyanabiliyorsam ne mutlu bana, başka bir beklentim yok hayattan.
Ya doktor, ne sen sor ne ben söyleyeyim.
2021’den beri yazmamışım günlük sayfasına, 5 yıldır, nereden girilir, nerede yazılır onu bile unutmuşum neredeyse, zor buldum, yine de neyse ki kapatılmaması için gerekli olan aidatlari yatırmışı her yıl geçen bu sürede, ihmal de edebklirdi sonuçta, ne olduysa yıllardan sonra bugünlerde yine yazasım tuttu, bakarsın yarın bir gün yine yazmayıveririm, belli olmaz benim işler, nerede trak orada bırak, bu yaştan sonra böyle, bu herkes için, her şey için geçerli bende.
Hani okuyan var mı onu da bilmiyorum, eskiden vardıysa da unutmuşturlar bile beni çoktan, ne demişler, iyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir diye, artık halik ne demekse, dur bakayım, Allah demekmiş, ilginç.
E koca 5 yıl geçmiş, bizde bu saçları değirmende ağartmadık sonuçta, şimdi dökülme zamanı, bildiklerimizi tabi.
Saç, cilt, vücut bakımından başlayalım, bunda öncelik tabi ki doğru beslenme ancak onu şimdilik erteleyelim, onu daha sonra etraflıca ele alırız.
Saç, cilt ve vücudu hep birarada harmanliyacağım anlatırken, ayrı ayrı anlatmaya gerek yok, zaten hepsi bir bütün, saçınız eğer uzunsa banyodan 1,3,5 saat önce yağ sürüyorsunuz, uçlarına, ama uçlarına, diplerine değil, saç yağı, argan yağı, amla yağı, zeytinyağı, ayçiçek yağı, hepsi olur, yalnız amla yağı sarı boyalı saçları karartıyormuş, banyoya girmeden önce saçlarınızı “mümkünse kemik” tarakla tarıyorsunuz, kıskaçlı tokayla tutturuyor, başlangıçta ıslatmamaya çalışıyorsunuz, banyoya girdiniz, suyu ayarladınız, banyo suyunuz mümkün olduğunca ılık olmalı, sıcak su saçınızı ve cildinizi kurutur, önce elinizi sabunla yıkıyorsunuz, sonra vucudunuzu 1 kez habeş sabunu ve lifle yıkıyorsunuz, saçınızı açıp öne alıyorsunuz, başınız öne eğik, ve 2 veya 3 kez şampuanlıyorsunuz, önce uçlarına sürüyorsunuz şampuanı, sonra üstlere yediriyorsunuz, sonrasında 1 kez kremliyorsunuz, şampuan, krem ve diğer bakım ürünleri eczanelerde satılan markalar olursa daha sağlıklı olur, ama eczanede değil internette daha ucuzlar, (eczane markalarından la roche posay’ın fiyatı diğerlerinden daha uygun, yok eğer ona da pahalı derseniz rossmann’da isana markalı kozmetikler var oldukça ucuza, yine eczanede ve ucuz olan caudalie adlı marka çok kalitesiz,) saçlardan sonra yüzünüzü yıkama jeliyle yıkıyorsunuz, topuk ve ayak tırnak kenarlarını tırnaklarınızla kazıyorsunuz, durulanıp çıkıyorsunuz, saçlarınız uzunsa eğer bükerek değil elinizle sıkarak suyunu akıtın, çıkınca ilk iş olarak ayaklarınızı, parmak aralarınızı kurulayıp terlik deģiştiriyorsunuz, uzamışsa tırnaklarınızi kesiyorsunuz, saçlarınızın havluyla ilk ıslaklığını aldıktan sonra ılık ayardaki kurutma makinesiyle kurutuyorsunuz, sıcak olmayacak, mutlaka ılık, ve mutlaka kurtulacak, ıslak bekletilmeyecek saçlar, hem saç hem genel sağlık için, “kafayı üşütmek” mecazi anlamda kullanıyor olsa da aynı zamanda gerçek anlamlı bir sözmüş, saçınızı asla ıslakken taramıyorsunuz, sadece kuruyken taranır saçlar, ben yağlıyken tarıyorum, yüzunüze maske yaptınız diyelim, yada yapmadınız, devamı, alkollü tonikli disk pamukla yüzünüzü siliyorsunuz, gözaltlarina çok yaklaştırmadan, besleyici bir krem sürüyorsunuz yüzünüze, boynunuza da aynı veya başka bir krem, daha ucuzu olabilir, kullanıyorsanız gözaltı krem de sürülebilir bu esnada, eğer hala haliniz kaldıysa vücut kremi de sürebilirsiniz, benim genellikle kalmıyor, seriliyorum, banyo faslı bitti, bu kadar, gelelim günlük bakıma, banyo yapmadığınız günlere, günde 1 kez, sabah veya akşam, önce elinizi sabunluyorsunuz, cildiniz yağlıysa temizleme jeliyle, kuruysa köpükle yıkıyorsunuz, kuruluyorsunuz, temiz bir havluyla, cildiniz yağlıysa alkollü tonikli disk pamukla siliyorsunuz, gözaltlarina değdirmeden, kuruysa alkolsüz tonik sürüyorsunuz, elinizle, bütün yüzünüze, cildiniz yağlıysa yağsız, cildiniz kuruysa yağlı bir krem sürüyorsunuz, boynunuza da sürüyorsunuz, oluyor bitiyor, temizleme işlemi yapmadığınız sabah veya akşamda da alkolsüz bir toniği elinizle bütün yüzünüze sürüyorsunuz, gece yatmadan dudak kremini, eğer gerekliyse el, ayak kremini sürüyorsunuz, ayak kremini daha çok banyo gecesi sürüyorsunuz, o da gerekliyse, her zaman değil, çok meşakkatli, zor işlemler değil bu anlattıklarım, en basit, baz bakım, üst segmentler yeni nesilde, onların bilgisine erişmek biraz zor gibi görünüyor, uçuştalar onlar, günlerinin ne kadarı bakım için geçiyor acaba, akıl alır gibi değil durumları, ama değmiyor mu, kesinlikle değiyor, dışarıdan bakan için öyle, çok güzel oluyorlar cidden.
Gerçekte 66’lı olup 76’lı, yani 10 yaş genç görünmenin sırlarını paylaştım bugün bu arada sizlerle, üstelik bir fizik tedavi doktoru tarafından test edilip onaylandı bu durumum biliyorsunuz.
Bence yinede o doktorun kafası biraz karışıktı ama her ne olursa olsun o laf ağızdan çıktı bir kere, geri dönüşü yok artık, ben bugünebugün 60 yaşında ama 50 yaşında gibi görünen bir kadınım, üstelik doktordan tescilli.
Ben ne ara 60 yaşına geldim onu da anlayabilmiş değilim, şaka gibi, ne ellisi, benim ruhum hala 20.
Gider sorarmışım, “yoksa bir şaka mıydı bu doktor bey” diye, sormam, sormam, o kadar da değil.
Bir sonraki aşamamız doğru beslenme olacak sanırım, gün ola harman ola, bugünlük bana bu kadarı yettti, o konuda da bilgili, hatta çok bilgili olduğumu göreceksiniz, evet, her konuda bilgili, bir o kadar da iddialıyım, hiç mütevazi olamayacağım.
Yukarıdaki bilgilerin doğruluğuna da birebir kefilim, nereden biliyorum bunları, oradan buradan, ama sonuç önemli, toparlayınca hepsi bayağı bir sıkı bilgiler, kimse bu kadarcık bilgiyi bile karşılıksız vermiyor üstelik, tabi benden başka.
Ciddiyim bu konuda, yemek öğrenmek en büyük tutkum, merakım ya, çünkü o işin ucu bucağı yok, sonsuz, işte bu nedenle Kadir Ezildi’yle en hamarat benim izliyorum sıklıkla, orada çıkan bir kadın yıllarca güzellik uzmanlığı yapmış, şimdi insanlara birebir güzellik malzemeleri alışveriş koçluğu yapıyormuş, insanlarla beraber alışverişe çıkıyorlarmış.
Bu Kadir Ezildi hep eliyle birtakım işaretler yapıyor, başparmağıyla işaret parmağını birleştirip 666 yapıyor mesela, birde iki eliyle baş ve işaret parmaklarını birleştirip üçgen işareti yapıyor, sadece kendisi de değil, katılan yarışmacılar da bu işaretleri yapıyorlar, bunlar bir tarikata mı mensuplar acaba, ben biliyorum aslında bu işin aslını, bu işaretler şeytana sadakatleriin işaretleri, ve programa katılanları da kendileri gibilerden seçiyorlar, ve bu işaretler sadece o programda değil bütün medyada yaygın, haber sunanlar, program sunanlar hep yapıyorlar, sürekli, dizilerde bile yapılıyor.
Bir işaretleri daha var, W, www, 666 oradan geliyor, orta parmak ve yüzük parmağı bitişik, serçe parmak ve işaret parmağı ayrı, bu W demek onlara göre. Bu işareti pek bir yerde görmedim, kullananı. Birde bileklerine kırmızı ip takıyorlar, kırmızı şeytanın rengi, ateşin rengi, oyuncularda gördüm, Burak Deniz, Engin Altan Düzyatan taktılar, hatta kanal D’deki güller ve günahlar adlı dizide şans getiriyor diye birbirlerine taktılar.
Birde sayı takıntıları var bunların, sürekli 3 6 9 11 33 66 99 ve toplamı bu sayıları veren sayıları tekrarlıyorlar, 38, 83, 29, 97, 21, 12, 24, 42, 15, 51, gibi, 78=7+8=15=6 gibi çok ince hesaplar bile yapıyorlar, Kartalkaya yangınında 78 kişi ölmüştü, 36’sı çocuk gibi, bu sadece bir örnek, haberler bu sayılarla dolu, biraz embesiller galiba, çocuk gibi basit basit oyunlar oynuyorlar.
Ben söylemesem, sen söylemesen, o söylemese nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa, yalnız bu seferki zifiri karanlık, şimdiye kadar düşman görünürdü, bu seferki yarı görünmez, baş edilmesi daha zor gibi görünüyor, ha, siyasiler de yapıyor bunu, Amerika’dan tut bizimkilere kadar, ki bizimkilerin hepsi, bütün partiler onlardan, akp, mhp, chp diye şey yok, hepsi şeytana tapıyorlar.
Benim şapkadan neler neler çıktı gördünüz mü, 3 yemek kitabından başlayıp nerelere vardık, ne çok şey birikmiş meğerse yokluğumda, biriktirmişim, ve kusacağım hepsini, bende niye kalsın, hep birlikte göğüsleyelim bu taşınmaz yükü, bildiklerim bu kadarla da sınırlı değil, keşke olsaydı, o tv’de gördüğümüz medya maymunlarının hepsi ters cinsiyet, yani erkek olanlar kadın, kadın olanlar erkek, ve bir ana babadan doğmuş değil üretilmişler, insan tarlasında büyütülür gibi, belkide saçma geliyor size şu an yazdıklarım ama asıl saçma olan yazdıklarım değil Çağla Şikel’in kadın olduğuna inanmanız, o vücutta, o kemik yapısındaki birinin kadın olduğuna inanıyorsanız o aklınıza çok fazla güvenmeyin bence. Sadece Çaģla Şıkel değil, o sadece bir örnek, bütün dizilerdeki o selvi boylu kızların gırtlaklarına bakın bakalım hiç kadın gırtlağına benziyor mu? At gibiler hepsi deyim yerindeyse.
Daha açık söylemek gerekirse kadın cinsiyet organı olanların memeleri yok, erkek cinsiyet organı olanların ise memeleri var, ve biz bu meme farkıyla cinsiyetlerini olduğu gibi değil farklı görüyoruz.
Niye ters cinsiyet olduklarına gelirsek şeytan düz olandan değil ters olandan haz ediyor, o yüzden kadın olanı erkek, erkek olanı kadın yapıyormuş, zevkler ve renkler tartışılmazmış, canı nasıl isterse öyle yapsın, ki yapıyor zaten, bana sormamış fikrimi, bundan sonra da sormayacaktır zannımca, 3 6 9 gibi sayılarla matematik dehası olduğunu sanan bir yaratıktan da daha ötesi beklenemez zaten.
Birde 2 cinsiyeti aynı anda barındıranlar var, hem kadın hem erkek olanlar, onların vücutlarının bir tarafı kadın bir tarafı erkek, o yüzden yüzlerinin 2 yani birbirinden farklı, ağızları yana kayıyor konuşurlarken, gülerlerken, kol boyları, bacak boyları da farklı, aksıyorlar.
Yine bu nedenle, ters cinsiyet nedeniyle, cinsiyet değişim ameliyatları bedava yapılıyor, eşcinsellik destekleniyor, şeytan şeytanının teşvikiyle.
Yine de burada benim içimi ezen bir şey var, o insanların, kadın veya erkek, üretilmiş veya değil, fark etmez, onlar her ne olurlarsa olsunlar sonuçta insanlar ve bizim gibi acı çekiyorlar, yaşadıkları, onlara yaşatılanlar, iç burkucu, onlar adına, onlara yaşatılanlar için çok üzgünüm, bütün insani duygularımla.
Belki bizim gibi bir ruhları yok ama bedenleri çok acı çekmiş ve çekmeye de devam ediyor, bu olağanüstü işkenceyi durdurmanın bir yolu olsa keşke. Orospu çocuğu şeytan, yada adı her ne ise.
Onlar madem bu kadar aşikar ediyorlar kendilerini, biz neden saklayalım? Aşikar ettikleri tarihler çok yakın değil, Kadir Ezildi’nin izlediğim bölümleri 2021 yılında çekilmiş, 5 yıl önce, bana inanmıyorsanız açın bakın youtube’dan, özellikle başında ve sonunda yapıyor mu yapmıyor mu o işaretleri diye.
Yazarının 20 yaşındayken yazdığı, 1818 yılında yazılmış olan frankestein, bu arada epstein’e de benziyor adı, adlı kitap “canlı birini yaratan ve yaptığı şey yüzünden dehşete düşmüş bir bilim insanını” anlatıyor, 20 yaşında bir genç kız, üstelik 1818 yılında, nasıl akıl etmiş olabilir böyle bir kitap yazmayı, tabi ki kendisi de bir frakestein olduğu için, anlayacağınız frankesteinler aramızda ve bizimle yaşıyorlar, bizden birileriymiş gibi, ve bu hiç yeni bir şey değil, yeşilçamdan tutun şimdikilere varıncaya dek hepsi değilse de bir çoğu frankestein, bir video görmüştüm tesadüfen, Beyazıt Öztürk’ün bayağı eski bir programında Rasim Öztekin ve Şener Şen sürekli o işaretleri yapıyorlardı, hatta bir telefon bağlantısı esnasındaydı, ne kadar düzgün oturduklarıni falan söylüyordu telefondaki seyirci, ve sanırım Emel Sayın da vardı, onu işareti yaparken görmedim ama, yani hiç yeni bir iş değil bu frankesteinler meselesi. Oradakilerin hepsi frankesteindi bence, Rasim Öztekin, Şener Şen, Emel Sayın, Beyazıt Öztürk, ve hatta belki kameramanlar, çekim ekibi de. Şener Şen’in, Rasim Öztekin’in kadınsı olmadıklarıni söyleyebilir misiniz? Özellikle Şener Şen’in paçalarından akıyor kadınsılık. İsteyen bulabilir o videoyu.
Epstein için de o adada insanlar üzerinde deneyler yaptığı söylenmişti aklımda kaldığı kadarıyla, hatta frankestein bile denmişti diye hatırlıyorum.
Ne bitmez temmuzmuş, yaz yaz bitmedi, derin konulara girdik ondandır. Ne çok içimde birikmiş bunlar, pandemiden beri orasını burasını kurcalaya kurcalaya buralara gelmişim, uzun süredir sadece tv izlemiyor, adeta sayı, işaret avcılığı yapıyorum, yine yaptı, yine dedi diye diye, birine desen, desem deli der, bari buraya yazayım da içim sakinleşsin biraz olsun. Sizde diyorsanız diyin deli, fark etmez, nasıl olsa duymuyorum, keşke deli olan ben olsam da bunlar hiç olmamış olsa, bunların olmuş olmasındansa deli olmayı ben sizden daha çok isterim inanın.
Pandemide ne demişlerdi, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, sanırım bunda gerçeklik payı var.
***Bugün 25 temmuz, Özgür Özel yeni partisinin adını yeni parti koymuş, X profil fotosunda eliyle W işaretini yapmış, yeni dünya düzeninin yeni partisi, yeni yazısı kırmızı, X profili de kırmızı yoğunluklu, kırmızı şeytanın rengi.
Kaya Çilingiroğlu babasına masonluk teklif edildiğini, babasının bunu kabul etmediğini, bu olaydan 25 yıl sonra Süleyman Demirel’in babasının atamasını yapmadığını, unutmayıp affetmediklerini söylemiş, bu şimdiki köpeklerin hepsi mason anlaşılan.
Özgür Özel zaten alenen ilan etmiş ne olduğunu, diğerlerini bilemem, hani onun karşısında olduklarına göre belki bir ihtimal değillerdir, yada iyi polis kötü polis oynuyorlardır bizimle.
*Youtube’da 2 bölüm Fatih Altaylı ve doktor Deniz Şimşek izledim, Deniz Şimşek elleriyle sürekli üçgen işareti yapıyor, ama sürekli, Fatih Altaylı da yapıyor, Fatih Altaylı menopoz yaşı için 38 dedi, 38 menopoz için çok erken bir yaş, ayrıca 3+8=11. Bol bol takviyeleri övdüler karşılıklı, doktor lor peynirini övdü, bana kalırsa ben yağlı peynirleri tercih ederim, kabak çekirdeğini de övdü, yine bana kalırsa bütün çekirdekler arsenik içeriyor, kabak çekirdeği de bunlardan biri, zaten tadı acı, kemik suyunu övdü, kemikler toksin içeriyor, bir dolu yanlış bilgi satıyorlar kanımca, Fatih Altaylı, Osman Müftüoğlu’nu da övüyor, 40 yaşından sonra et yemeyin diyor Müftüoģlu, bu da kandırmacanın bir parçası, şıracının şahidi bozacı. Müftüoğlu dediğiniz kişi ufak tefek bir adam.(?)
Her yerdeler gördüğünüz gibi.
*Özlem Gürses bir video çekmiş 5 ay önce, adı kendi tecrübemle nasıl iyileştiğini anlatıyorum, bilgi var mi, çok değil, genelinde bilindik şeyleri anlatıyor, peki ne yapıyor derseniz bol bol eliyle 666 işareti yapıyor, baştan sona, arada üçgen de yapıyor, yüzünün 2 tarafı birbirinden farklı, gözleri birbirinden uzak, ağzı ve kulakları büyük, bunlar bir erkek yüzünün özellikleri, elleri de buyük, boyu da 1.70, belkide iki cinsiyetli, hem kadın hem erkek, vücudunun bir tarafı kadın bir tarafı erkek olanlar var, her iki cinsiyeti de aynı anda taşıyor yani.
Ümit Aktaş’ın iyilik hareketi videolarındaki kadının (?) elleri benim elimin en az 2 katı, kendi de öyle, kesinlikle kadın değil.
Ben özellikle aramıyorum bunları, önüme düşüyorlar, demek ki bu ülkede “saygın” olmanın yolu şeytana tapmaktan geçiyor, hatta tapmaktan öte onun ürettiklerinden biri olmak gerekiyor.
*“Şüphesiz şeytanın, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde hiçbir gücü,hakimiyeti yoktur
Onun gücü, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah’a ortak koşanlaradır.”
Nahl suresi 99.-100.
Ne halleri varsa görsünler, benden uzak birbirlerine yakın olsunlar yeter.